13

 Sözlerini bozmaları sebebiyle onlara 'net ettik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimeleri yerlerinden tahrif ediyorlar. Onlar nasihat edildikleri şeyden nasip almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Onları affet, onlara aldırma. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

"Sözlerini bozmaları sebebiyle onlara lâ'net ettik” onları rahmetimizden kovduk yahut suretlerini değiştirdik veyahut onlara cizye vergisini yükledik "ve kalplerini katılaştırdık” âyet ve uyarılardan etkilenmeyecek şekilde. Hamze ile Kisâî "kasîyyeten” okumuşlardır ki, ya kasiyeten'in mübalağasıdır ya da redie'.Ün demektir. Dirhemün kasiyyün deyiminden gelir ki, sahte para demektir. O da kasvetten gelir, çünkü sahte para biraz sert ve gevrek olur. Ses uyumundan (kafin sin'e uymasından) dolayı kısiyyeten de okunmuştur!

"Onlar kelimeleri yerlerinden tahrif ediyorlar” kalplerinin katılığını göstermek için söz başıdır. Çünkü Allah'ın kelâmım değiştirmekten ve ona iftira etmekten daha katı (kasvetli) bir şey yoktur.

"Laannahüm"den hâl olması da câizdir; kulub'tan olması câiz değildir, çünkü onda ona ait zamir yoktur.

"Onlar nasip almayı unuttular” yeterli hisseyi bıraktılar,

"nasihat edildikleri şeyden” Tevrat'tan yahut Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem'e tâbi olmaktan demektir.

Mana da şöyledir: Onlar Tevrat'ı değiştirdiler, kendilerine indirilen şeyden nasip almayı unuttular.

Mana şöyledir de denilmiştir: Onlar Tevrat'ı değiştirdiler, o uğursuzluk sebebiyle başlarına öyle şeyler geldi ki, o sebeple kalplerinden birçok şeyler silindi. Çünkü

rivâyete göre İbn Mesud: Kişi işlediği isyan yüzünden bazı ilimleri unutur, demiş ve bu âyeti okumuştur.

"Onlardan daima bir hainlik görürsün” burada geçen hain et onların hiyaneti demektir yahut onlardan hain bir grup demektir. Hainet'teki te mübalağa içindir.

Mana da şöyledir: Hiyanet ve hak tanımazlık onların ve geçmişlerinin âdetidir. Onlarda bunu daima görürsün.

"Ancak onlardan pek azı hariç” hiyanet etmeyenler demektir ki, onlar da içlerinden îman edenlerdir.

Şöyle de denilmiştir: (İllâ kalilen minhüm) "ve caalna kuyubehüm kasiyeten"den istisnadır.

"Onları affet, onlara aldırma” eğer tevbe eder ve îman ederlerse yahut söz verir ve cizyeyi kabullenirlerse.

Şöyle de denilmiştir: Bu mutlaktır, kılıç ayetiyle neshedilmiştir.

"Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever” aldırmama emrinin sebebidir, ona teşviktir ve hain kâfiri affetmenin iyilik olduğuna tembihtir, kaldı ki, başkasını affetmek.

13 ﴿