26O da: Şüphesiz orası onlara kırk sene haram edilmiştir. Onlar oldujdarı yerde sersem sersem dolaşacaklar. Artık sen o fâsıklar topluluğuna üzülme, dedi! "O da şöyle dedi: Şüphesiz orası” şüphesiz kutsal toprak "onlara haram edilmiştir” isyanları sebebiyle oraya giremeyecekler ve ona sahip olamayacaklardır. "Kırk sene, oldukları yerde sersem sersem dolaşacaklardır". "Erbaine seneten” zarfının âmili ya muharremetün aleyhim'dir, o zaman haram edilme sonsuza dek olmaz ve Allah,ü teâlâ'nın. "Allah'ın size yazdığı” (Maide: 21) kavline de ters düşmez. Şu rivâyet de bunu destekler: Mûsa aleyhisselâm bundan sonra yanında kalanlarla beraber yürüdü, Eriha'yı fethetti. Orada Allahü teâlâ'nın dilediği kadar kaldı, sonra da rûhu kabzolundu. Şöyle de denilmiştir: O Tih çölünde iken rûhu kabzolundu, can çekişirken onlara kendisinden sonra Yuşa bin Nûn'un peygamber olacağını ve Allah,ü teâlâ'nın ona zorbalarla savaşmasını emrettiğini haber verdi. Yuşa da onları yürüttü, zorbalarla savaştı, bütün Şâm da İsrâîl oğullarının oldu. Ya da "erbaine seneten” zarfı yetihune lâfzı ile mensûbtur, yani orada şaşkın şaşkın dolaşırlar, yol bulamazlar demektir. O zaman haramlık da mutlak olur. Şöyle de denilmiştir: "Oraya asla girmeyeceğiz” (Maide: 24) diyenlerden hiçbiri kutsal topraklara girmemiş; Tih çölünde helâk olmuşlardır. Zorbalarla ancak çocukları savaşmıştır. Rivâyete göre onlar altı fersahın içinde kırk yıl kaldılar, sabahtan akşama kadar yürüyorlardı, bir de bakıyorlardı ki, başladıkları yere geri gelmişler. Bulut onları güneşten gölgeliyor, bir nûr sütunu (huzmesi) gece doğuyor, onları aydınlatıyordu. Yiyecekleri kudret helvası ile bıldırcın eti idi. Suları da taşıdıkları bir taştan idi. Çoğunluk Mûsa ile Hârûn'un Tih'te beraber olduğu görüşündedir, ancak bu, o ikisi için rahatlık ve derecelerinin yükselmesine sebep idi, diğerleri için de ceza idi. O ikisi orada vefat ettiler. Hârûn öldü, Mûsa da bir sene sonra vefat etti. Ardından Yuşa, üç ay sonra Eriha'ya girdi. Kâlib ile Yuşa'nın dışındaki nakipler de orada ansızın öldüler. "Artık o kâfirler topluluğuna üzülme” Mûsa'ya hitap etmiştir, çünkü onlara beddua ettiği için üzülmüştü, Allahü teâlâ onların fasıklıkları yüzünden bunu hak ettiklerini bildirdi. |
﴾ 26 ﴿