33

Allah ve Resûlü ile savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranların cezası ancak öldürülmeleri yahut asılmaları yahut elleri ve ayakları çaprazlama kesilmesi veyahut bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onlar için dünyada rezilliktir. Onlar için âhirette de pek büyük bir azâp vardır.

"Allah ve Resûlü ile savaşanların cezası” yani o ikisinin dostları ile savaşanların demektir ki, onlar da Müslümanlardır. Onlarla savaşmak büyüklük bakımından o ikisiyle savaşmaktır. Âyette geçen harbin aslı soygun yapmaktır. Burada bundan maksat yol kesmektir.

Şöyle de denilmiştir. Şehirde de olsa hırsızlık yaparak direnmektir.

"Ve yeryüzünde bozgunculuk yapanların cezası” fesaden'in nasbi mef’ûlün leh olarak da mef’ûlün mutlak olarak da câizdir. Çünkü onların çabalamaları fesat çıkarmak içindir. Sanki ve yüfsidune fuardı fesaden denilmiştir.

"Öldürülmeleri” yani kısas olarak demektir. Eğer yalnız öldürürlerse asılmadan kısas yapılırlar "yahut asılmaları” eğer hem öldürür hem de mal alırlarsa öldürülmekle beraber asılırlar. Fakihler arasında öldürülüp asılmak yahut diri asılıp bırakılmak yahut ölünceye kadar karnına mızrak saplamak hususunda ihtilâf vardır.

"Ya elleri ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi” eğer mal alırlar da adam öldürmezlerse, sağ elleri ve sol ayakları kesilir.

Ya da bulundukları yerden sürülmeleri” memleketten memlekete sürülürler ki, bir yerde karar kılmasınlar, bu yalnız korkutmakla yetinirlerse yapılır. Ebû Hanîfe sürgünü hapisle tefsir etmiştir. Âyetteki "ev” edâtı buna göre açıklama içindir.

Şöyle de denilmiştir: Ev edâtı seçme içindir; devlet başkanı her yol kesen için bu cezalardan birini seçmede serbesttir.

"Bu, onlar için dünyada rezilliktir” zillet ve skandaldir,

"onlar için âhirette de pek büyük bir azâp vardır". Çünkü günahları da büyüktür.

33 ﴿