41Ey Peygamber, ağızlarıyla îman ettik deyip de kalpleri îman etmeyenlerden küfre koşanlar seni üzmesin. Yahûdîlerden de yalanı çok dinleyen, sana gelmeyen topluluğu çok dinleyenler vardır. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler. "Size şu fetva verilirse, alın; eğer size o verilmezse sakının” derler. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, sen ona Allah'tan hiçbir şey yapamazsın. İşte Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği onlardır. Onlar için dünyada rezillik vardır. Onlar için âhirette de büyük bir azâp vardır. "Ey Peygamberim, küfre koşanlar seni üzmesin” yani küfre hızla düşenlerin yaptıkları yani fırsat buldukları zaman bunu açığa çıkaranlar demektir. "Ağızlarıyla îman ettik deyip de kalpleri îman etmeyenlerden” yani münâfıklardan. "Biefvahihim"deki be "Kâlû"ya mütaalliktir; "amenna"ya değil. Vâv’ın da hâle de atfa da ihtimali vardır. (Yahûdîlerden) bu da "minellezine kâlu"ya atıftır. "Semmaune lilkezibi” mahzûf mübtedanın haberidir, zamir de iki gruba yahut küfre koşanlara râcidir. Mübteda olup da "mineliezine"nin haber olması da câizdir, yani Yahûdîlerden çok dinleyen bir ekip vardır, demektir. "Lilkezib"teki lâm ya te'kit için zâittir ya da sema'ın kabul manasını içermesindendir, yani hahamların iftiralarını kabul ederler demektir ya da lâm illet için, mef'ûl da mahzûftur yani semmaune kelâmeke liyekzibu aleyke (sana yalan söylemek için sözünü dinlerler) demektir. "Sana gelmeyen topluluğu çok dinlerler” yani Yahûdîlerden senin meclisinde hazır bulunmayan, kibirlerinden ve aşın buğzlarından dolayı senden uzak duran öteki topluluğu dinlerler. Mana da her iki mülahazaya göre şöyledir: Onlara kulak verirler, dediklerini kabul ederler, ya da onlar için ve onlara ulaştırmak için seni dinlerler demektir. Lâm'ın kezibe mütaallik olması da câizdir, çünkü ikinci semmaune lâfzı te'kit için tekrar edilmiştir yani sammaune liyekzibu likavmin aharin demektir. "Kelimelerin yerlerini değiştirirler” yani onu Allah'ın koyduğu yerden kaydırırlar; bunu da ya anlamsız kılmak veya konumunu değiştirmekle lâfzan yaparlar ya da murat edilenden başkasına vermek ve başka anlama almakla manen yaparlar. Cümle "kavmin” başka bir sıfatıdır yahut "semmaune"nin sıfatıdır veyahut ondaki zamirden hâl’dir. Veyahut iraptan mahalli olmayarak yeni söz başıdır. Ya da mahzûf mübtedanın Merfû' haberi yerindedir yani yuharrifune ve keza (şöyle) "derler: "Size şu fetva verilirse alın” yani size bu tahrif edilen verilirse alın, onu kabul edin ve uygulayın. "Eğer size o verilmezse” bilâkis size Muhammed aksine fetva verirse "sakının” yani verdiği fetvayı kabul etmekten kaçının. Rivâyete göre Hayber eşrafından bir erkek eşraftan bir kadınla zina etti, ikisi de evli idiler; onları recm etmek istemediler; onları içlerinden bir bölükle Kurayza oğullarına gönderdiler, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e sormalarını istediler ve: Eğer size dayak cezası ve yüzlerine kara sürmeyi teklif ederse kabul edin, eğer size recmi emrederse hayır, dediler. O da onlara recmi emretti, onlar da kabul etmediler; İbn Soriya aralarında hakem atandı, Efendimiz ona: Mûsa'ya denizi yaran, Tûr'u üzerinize kaldıran, Fir'avn hanedanını suya boğan ve size kitabı indirip helâl ve haramını bildiren Allah adına, Tevrat'ta evlilere recmi görüyor musun, dedi? O da: Evet, dedi. Hemen üzerine sıçradılar, o da: Yalan söylediğim takdirde üzerimize azabın inmesinden korktum dedi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem de o iki zina edenlerin Mescid'in kapısında recmedilmelerini emretti. "Allah kimin fitneye düşmesini isterse” sapıklığını ve rezilliğini "sen ona Allah'tan hiçbir şey yapamazsın” Allah'tan hiçbir şeyini def edemezsin. "İşte Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği onlardır” kâfirlerden demektir. Bu da gördüğün gibi Mu'tezile görüşünün bozuk olduğuna açık delildir. "Onlar için dünyada rezillik vardır” cizye vermek ve mü'minlerden korkmakla horluk vardır "ve onlar için âhirette de büyük bir azâp vardır” o da cehennemde ebedî kalmadır. Zamir "lillezine hadu"ya râcidir, eğer "ve minellezine"yi söz başı yaparsan, yoksa iki gruba râcidir. |
﴾ 41 ﴿