54

Ey îman edenler, içinizden kim dîninden dönerse, Allah yakında kendilerini sevdiği, onların da onu sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu bir topluluk getirecek; Allah yolunda cihâd ederler. Kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur ki, dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniş, ilmi sonsuzdur.

"Ey îman edenler, içinizden kim dîninden dönerse” Nâfi' ile İbn Âmir aslı üzere (idgamsız) okumuşlardır, Ana Mushaf'ta da böyledir. Kalanlar ise idgamla okumuşlardır. Bu da Allahü teâlâ'nın gerçekleşmeden önce verdiği haberlerdendir. Gerçekten Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem zamanında üç fırka dinden döndü (mürtet oldu): Birisi Müdlic oğullarıdır, reisleri Zülhimar el - Esved el - Ansi idi. Yemen'de peygamberliğini ilan etti, ülkesini işgal etti. Sonra onu Firuz Deylemi sabahında Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in rûhu kabz olunduğu gece öldürdü. O gece Resûlüllah'a haber verildi, Müslümanlar sevindi, haber rebiülevvelin sonlarında geldi. Müseyleme'nin adamları olan Hanife oğulları da dinden döndüler, Müseyleme, Resûlüllah'a: Allah'ın Resûlü Müseyleme'den Allah'ın Resûlü Muhammed'e, imdi, yerin yarısı benim, yarısı da senindir, diye yazdı. O da şöyle cevap verdi: Allah'ın Resûlü Muhammed'den yalancı Müseyleme'ye, imdi, yer Allah'ındır, onu kullarından dilediğine miras bırakır. Sonuç takva sahiplerinindir. Ebû Bekir radıyallahü anh onunla savaştı, ordu gönderdi, onu Hamza'nın katili Vahşi öldürdü. Tulayha bin Huveylid'in kavmi olan Esed oğulları da dinden döndüler, Tulayha .peygamberlik ilan etti, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem onun üzerine Hâlid'i gönderdi. Tuleyha savaştan sonra Şâm'a kaçtı, sonra Müslüman oldu, hem de güzel Müslüman oldu.

Ebû Bekir zamanında yedi dinden dönme olayı yaşandı: Uyeyne bin Hısn'ın kavmi Fizare'ler, Kurra bin Seleme'nin kavmi Gatafan'lar, Füc'e bin Abdiyalil'in kavmi Süleym oğulları, Mâlik bin Nüveyre'nin kavmi Yerbu oğulları, yalancı Peygamber Müseyleme'nin karısı Secah bint Münzir, Eş'as bin Kays'in kavmi Kinde, Bahrayn'de Hutam’ın kavmi Bekir bin Vail oğulları. Allah hepsini Ebû Bekir'in eliyle kırıp geçirdi. Ömer zamanında da Cebele bin Eyhem'in kavmi dinden döndü, Cebele Hıristiyan olup Şâm'a kaçtı.

"Allah yakında kendilerini sevdiği, onların da onu sevdiği bir topluluk getirecek". Bunların Yemenliler olduğu söylenmiştir, çünkü

rivâyete göre aleyhis-salâtü ves-selâm Efendimiz, Ebû Mûsal Eş'arî'yi göstermiş ve: Onlar bunun kavmidir, buyurmuştur. Fürsler (İranlılar) da denilmiştir: çünkü aleyhisselâm Efendimize onları sordular, o da elini Selman'ın omzuna vurdu: Bu ve bunun sahipleridir, dedi.

Şöyle de denilmiştir: Bunlar Kadisiye'de savaşan iki bin beş yüz Naha'lı, beş bin Kinde ve Büceyle'li, üç bin de diğer insanlardandır.

"Men"e râci zamir hazf edilmiştir, takdiri şöyledir: Fesevfe ye'tillahu bikavmin mekânehüm. Allah'ın, kullarını sevmesi, onlar için dünyada hidâyet ve muvaffakiyet dilemesi, âhirettede güzel sevap vermesidir. Kulların da onu sevmesi ona itâat etmek isteyip isyandan kaçmalarıdır.

"Ezilletin alel mü'minin” mü'minlere şefkat gösterir, onlara karşı mütevazı davranırlar demektir. Ezille zelü'in çoğuludur, zelul'un değil; çünkü onun cem'i zülül'dür. Alâ edâtı ile kullanılması ya şefkat ve özlem manasını içermesindendir ya da şuna dikkat çekmek içindir: Onlar üst tabakadan olmak ve mü'minlerden üstün bulunmakla beraber onlara karşı alçak davranırlar ya da hemen arkadan gelen eizzetin lâfzına karşılık olmak içindir.

"Kâfirlere karşı onurlu” çetin ve gâlip. Azzehu deyiminden gelir ki, mağlup etmektir. Hâl olmak üzere nasb ile de (ezilleten, eizzeten) de okunmuştur.

"Yücahidune fî sebilillahi” kavm'in başka bir sıfatıdır ya da "eizzetin"deki zamirden hâl’dir. (Kınayanın kınamasından korkmazlar) bu da "yücahidune"ye atıftır,

Mana da şöyledir: Onlar hem Allah yolunda cihâd ederler hem de dinde sert tavırlıdırlar.

Ya da hâl’dir,

Mana da şöyledir: Onlar cihâd ederlerken hâlleri münâfıkların hâline benzemez; çünkü onlar Müslümanların ordusunda çıkarken Yahûdî dostlarının kınamasından korkarlar; onlar tarafından kınanacak bir hareket yapmak istemezler. Âyette geçen levme bir defa levm etmektir (kınamaktır). Onda ve laim'in nekire oluşunda iki mübalağa vardır. (İşte bu) yukarıda geçen sıfatlara işarettir "Allah'ın lütfudur, dilediğine verir” ihsan eder ve başarı verir.

"Allah'ın rahmeti geniştir” lütfü boldur,

"ilmi sonsuzdur” buna lâyık olanı bilir.

54 ﴿