71

Fitne olmayacak sandılar. Kör ve sağır oldular. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çokları yine kör ve sağır oldular. Allah yaptıklarını hakkıyla görmektedir.

"Fitne olmayacak sandılar” yani peygamberleri öldürmek ve yalanlamakla başlarına belâ va azâp gelmeyecek zannettiler. Ebû Amr, Hamze, Kisâî ve Ya'kûb "en"in enne'den tahfif edilmiş olduğunu söyleyerek ref ile (tekunu) okumuşlardır. Aslı da ennehu tekunu fitnetün'dür; ennehu tahfif edilmiş, zamir-i şe'n de hazfedilmiştir. Hisban (hasibe) fiilinin getirilmesi de gerçeklik için ve kalplerine yerleştiği için onu ilim yerine koymak maksadı iledir.

"Enne” ve "en” mamulü ile beraber iki mef’ûlün yerini tutmuştur.

"Feamu” dinden yahut delillerden veyahut hidâyeten kör oldular "ve samımı” hakkı duymaktan sağır oldular, nitekim buzağıya taparken de böyle olmuşlardı.

"Sonra Allah tevbelerini kabul etti” yani sonra tevbe ettiler. Allah da onu kabul etti.

"Sonra kör ve sağır oldular” bir daha. İkisinde de zamme ile (ummu ve summu) da okunmuştur ki, onları Allah kör ve sağır etti, yani körlüğü ve sağırlığı onlara attı demek olur. Yaygın lehçe ise a' ve esamme'dir. (İçlerinden çokları) bu da zamirden yahut fâilden bedeldir, vâv da cemi alametidir, tıpkı ekelunu elberağisü (beni pireler yediler) sözünde olduğu gibi.

Ya da mahzûf mübtedanın haberidir yani elumyu vessummu kesirün minhüm demektir. Kalilün de mübteda’dır, ondan önceki cümle de haberidir de denilmiş ise de zayıftır, çünkü bu gibi yerde haberin başa geçmesi imkânsızdır.

"Allah yaptıklarını hakkıyla görmektedir” onlara amellerine göre ceza verecektir.

71 ﴿