14

 De ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim? O ki, yedirir, kendisi yedirilmez. De ki: Şüphesiz ben Müslümanların ilki olmakla emrolundum. Sâkin, müşriklerden olma.

 (De ki: Allah'tan başkasını mı dost edineceğim?) Allah'tan başkasını dost edinmeyi reddir, dost edinmeyi red değildir. Bunun içindir ki, (Allah'tan başkası) başa alınmış ve başına hemze getirilmiştir. Veliden (dosttan) maksat da mabuttur, çünkü Efendimiz kendini şirke davet edeni reddetmiştir. (Gökleri ve yeri yaratan) İbn Abbâs'tan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ben fatır’ın manasını bilmiyordum, nihayet bana iki bedevî geldi, bir kuyu üzerinde dava ediyorlardı, biri: Ene fatartuha, dedi, onu ben başlattım, demek istedi. Cerri de "Allahi"nin sıfatı olmasıyladır. Çünkü o mâzi manasınadır, bunun içindir ki,

"fatara” şeklinde de okunmuştur. Medh üzere ref ve nasb ile de okunmuştur. (O ki, yedirir, kendisi yedirilmez) rızık verir, rızık almaz, özellikle yiyecekten bahsedilmesi ona şiddetle ihtiyaç duyulduğu içindir. Ye'nin fethi ile de "vela yat'amu” okunmuştur. Birinci okunuşun aksine de okunmuştur (önce meçhul, sonra malum kalıbı ile). O zaman zamir liğayrillah'a gider. Mana da şöyle olur: Hayvanlık derecesinden daha aşağı birini nasıl gökleri ve yeri yaratana ortak koşarım? İkisi de malum kalıbı ile okunmuştur, o zaman ikincisi at'ame'den gelir ki, istetame manasına olur ya da mana şöyle olur: O bazen yedirir, bazen de yedirmez. Meselâ:

"Daraltır ve genişletir” (Bakara: 245) âyeti gibi.

"De ki: Şüphesiz ben Müslümanların ilki olmakla emrolundum". Çünkü Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem ümmetinin öncüsüdür.

"Sâkin müşriklerden olma” Bana: Sakın müşriklerden olma denildi.

"Kul"un üzerine atfı da câizdir.

14 ﴿