40De ki: Bana haber verin, size Allah'ın azâbı gelse yahut kıyâmet gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız. Eğer doğru kimseler iseniz! (Bana haber verin) istifham ve şaşmadır, kâf hitap harfidir, onunla zamir te'kit edilmiştir, iraptan mahalli yoktur. Çünkü: Ereeyte zeyden mâ şe'nuhu (bana haber ver, Zeyd ne âlemdedir?) dersin. Eğer kâfi Kûfelilerin dediği gibi mef'ûl yaparsan fiile üç mef'ûl aldırmış olursun ve bundan da Âyette: Ereeytumuküm denmesi lâzım gelir. Hayır, öyle değildir, fiil amelden kamlaştır ya da mehil mahzûftur, takdiri: Ereeyteküm aliheteküm tenfaaküm iz teduneha demektir. Nâfi' "ereeyteküm” ve ereeyte ve efereeytüm ve fereeyte'yi ra'dan önce hemze olduğu takdirde ra'dan sonraki hemzeyi teshil (hemze sesi ile vâv sesi arasında) okumuştur. Kisâî tamamen hazfetmiştir. Kalanlar ise olduğu gibi bırakmışlardır. Hamze de tam vakıf olduğu yerde böyle yapmıştır. "Size Allah'ın azâbı gelse” sizden öncekilere geldiği gibi "yahut kıyâmet gelse” korkusu gelse ki, "Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız?” kavli bunu göstermektedir. Bu da onlar için tekdir'dir. "Eğer doğru kimseler iseniz” putların ilahlar olduğunda. Şartın cevabı da mahzûftur, o da fed'uhu (onu çağırın)dır. |
﴾ 40 ﴿