44

Ne zaman ki, kendilerine yapılan hatırlatmaları unuttular biz de üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenlerle ferahlayınca onları ansızın yakaladık. Birden ümitlerini kestiler.

"Ne zaman ki, kendilerine yapılan hatırlatmaları unuttular” şiddet ve sıkıntıları unutup da ondan ibret almadılar "biz de üzerlerine her şeyin kapılarım açtık” çeşitli nimetlerin kapılarını onları dinlendirmek, aşama aşama azaba yaklaştırmak, onları bolluk ve darlıkla sınamak, delillerle susturmak ve mazeretlerini yok etmek için.

Ya da onlara tuzak kurmak için, çünkü aleyhis-salâtü ves-selâm Efendimiz burada: Ka'be'nin Rabbine yemin ederim ki, o kavim tuzağa düştü, buyurmuştur. İbn Âmir Kur' an'ın her yerinde şedde ile "fettahna” okumuştur, Ya'kûb da bunun ve A'raf'takinin dışında ona katılmıştır.

"Nihayet ferahladıkları zaman” şımardıkları zaman "kendilerine verilenle” nimetlerle, şımararak ve nimetlerle meşgul olarak nimet vereni unutup da hakkını eda etmeyince "onları ansızın yakaladık. Birden ümitlerini kestiler". Üzüldüler, ümitsizliğe kapıldılar.

44 ﴿