40Şüphesiz âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz, deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler. İşte günahkârları böyle cezalandırırız". "Şüphesiz âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara” onlara îman etmeyi kibirlerine sığdıramayanlara "göğün kapıları açılmaz” dualarına ve amellerine yahut ruhlarına -mü'minlerin amellerine açıldığı gibi - yahut meleklere yetişmesi için ruhlarına açılmaz. "Tüfettehü"deki te ebvab'ın müennes olmasındandır, şeddesi de çokluk içindir. Ebû Amr şeddesiz, Hamze ile Kisâî de öyle ve ye ile (yüftehu) okumuşlardır, çünkü semanın müennesliği hakiki değildir, fiil de takaddüm etmiştir (ebvab faildir). Malum kalıbı ve ebvabe de mensûb olarak te ile okunmuştur ki, o zaman fiil âyetlere ait olur, ye ile de okunmuştur ki, fiil Allah'a ait olur. "Deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” irilikte misal olan deve darlıkta misal olan iğne deliğine girinceye kadar demektir. Bu da olmayacak bir şeydir, ona bağlı olan şey de olmaz. Kummel gibi "cümmel", nuğar gibi cümel, kufi gibi cüml, nusub gibi cümül, habl gibi de cemi de okunmuştur. O da kalın kınnap ipidir. Gemi halatıdır da denilmiştir. Sümm de zamme ve kesre (simm) ile okunmuştur, "semmil mihyat” da okunmuştur, mihyat da dikmiş dikilen şeydir, hizam ve mihzem gibi. "İşte böyle” bu ağır ceza gibi "günahkârları cezalandırırız". |
﴾ 40 ﴿