8

 Nasıl (andlaşma olabilir) ki, eğer size karşı zafer elde ederlerse, sizin hakkınızda ne akrabalık ne de bir vecibe gözetmezler. Sizi ağızlarıyla menınun eder, kalpleri ise bunu kabul etmez. Onların çoğu fâsıklardır.

 (Nasıl) andlaşmanın üzerinde durmalarını yahut hükmünün devamını uzak görmektedir, üstelik illete de vurgu yapmaktadır. Fiilin hazfi de bilindiği içindir, şurada olduğu gibi:

Bana ölümün köylerde olduğunu haber verdiniz;

Nasıl olur, burası yaylak ve sulaktır.

Nasıl öldü, demektir.

"Eğer size karşı zafer elde ederlerse” yani zafer hâlini yakalarlarsa "sizin hakkınızda gözetmezler” sizin için riayet etmezler "illen” yemine, akrabalığa da denilmiştir. Şâir Hassan bin Sâbit şöyle demiştir:

Hayatına yemin ederim ki, senin Kureyş'e akrabalığın

Deve yavrusunun devekuşu yavrusuna akrabalığı gibidir.

Terbiyeye riayet etmezler de denilmiştir; belki bu ell’den türetilmistir ki, o da ses çıkarmaktır. Çünkü onlar yeminleştikleri zaman seslerini yükseltir ve bunu teşhir ederlerdi. Sonra istiare yolu ile akrabalığa denildi; çünkü o akrabalar arasında yeminin yapmadığı bağlantıyı kurar, sonra rububiyet ve terbiyeye denildi.

Şöyle de denilmiştir; o elleleş şey'eden türemiştir ki, keskinleştirmektir yahut ellel berkudan türemiştir ki, şimşek çakmaktır.

Şöyle de denilmiştir: O İbranicedir, ilâh manasınadır, çünkü o "iylâ” şeklinde okunmuştur, cebreil ve cebreiyl gibi.

"Vela zimmeten” bir andlaşmaya yahut ihmalinden dolayı ayıplanan hakka riayet etmezler demektir.

(Sizi ağızlarıyla menınun ederler) bu da sebatlarına aykırı hâllerini açıklamak için yeni söz başıdır, zafer ânında hiçbir şey gözetmeyeceklerine götüren andlaşmaya zıt hâllerini açıklayan demektir. Bunun "lâ yerkubu"nûn fâ'ilinden hâl kümması câiz değildir, çünkü onlar üste çıktıktan sonra menınun etmezler. Bir de maksat şudur: Şimdi îman, itâat ve ahde vefa vadi ve içlerinde küfür ve inadı gizlemekle mü'minleri râzı etmelerini ispattır, öyle ki, muzâffer olsalar onlara acımazlar. Halbuki cümlenin hâl olması buna aykırıdır.

"Kalpleri ise kabul etmez” ağızlarından çıkanı.

"Onların çoğu fâsıklardır” inattırlar; onları çevirecek bir itikatları ve önleyecek bir şahsiyetleri yoktur. Çokları diye tahsis etmesi, bazı kâfirlerin vefasızlıktan sakınmaları ve haklarında kötü konuşmalar çıkacağı için o gibi şeylerden çekinmeleri içindir.

8 ﴿