25

 Yemin olsun ki, Allah, size birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi şımartmış, fakat sizden hiçbir şeyi gidermemiş ve yeryüzü bütün genişliği ile size dar gelmişti. Sonra da yenilerek arkanızı dönmüştünüz.

 (Yemin olsun ki, Allah, size birçok yerde yardım etmişti) yani savaş meydanlarında, savaşın olduğu yerlerde demektir.

"Ve Huneyn gününde” Huneyn meydanında. Fi eyyami mevatıni takdir etmek yahut mevtini vakitle tefsir etmek de câizdir Meselâ maktilil hüseyn (Hazret-i Hüseyn'in öldürüldüğü gün) gibi "İz a'cebetküm kesretüküm” kavlinin yevme huneyn'den bedel edilip yevme huneyn'in de fimevatmi'nin mahalline atfına mani değildir. Çünkü bu, ikisinin ma’tûfa izafe edilen şeyde (çoklukta) ortak olmasını gerektirmez ki, çoklukları ve ondan şımarmaları her yerde oldu denilsin. Huneyn Mekke - Tâif arasında bir vadidir. Orada Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ve Müslümanlar Hevâzin ve Sakif kabileleri ile savaştılar. Kendileri on iki bin kişi idiler. On bini Mekke'nin fethinde hazır bulunanlar, iki bini de serbest bırakılanlardan onlara katılanlardan idi. Onlar da (Hevazinliler de) dört bin idiler. Bunlar karşılaşınca Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem yahut Ebû Bekir yahut Müslümanlardan biri, kalabalıklarını beğenerek: Bugün azlıktan mağlup olmayız, dedi. Şiddetle savaştılar, Müslümanlar kendilerini beğenmenin ve kalabalıklarına güvenmenin cezasını çektiler ve yenildiler. Öyle ki, kılıç artıkları Mekke'ye yetişti. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem merkezde yalnız kaldı. Yanında ancak amcası Abbâs vardı, atının yularından tutmuştu, bir de amcası oğlu Ebû Süfyân bin Hâris vardı. Bu da onun ne kadar yiğit olduğunu gösterir. Sesi yüksek olan Abbâs'a: İnsanlara seslen, dedi. O da: Ey Allah'ın kulları, ey ağaç altında biat edenler, ey Bakara sûresini bilenler, diye seslendi. Onlar da boyunlarını uzatıp: Buyur, buyur, dediler. Melekler de indi. Müşriklerle karşılaştılar, aleyhis-salâtü ves-selâm Efendimiz: İşte savaş şimdi kızıştı, dedi! Sonra bir avuç toprak aldı, onlara attı, sonra da: Ka'be'nin Rabbine yemin ederim ki, yenildiler, dedi. Onlar da yenildiler.

"Size fayda vermemişti” çokluğunuz "hiçbir şeyden” faydadan yahut düşmanın durumundan demektir.

"Yeryüzü bütün genişliği ile size dar gelmişti” kaçacak, şiddetli korkudan dinlenecek bir yer bulamamıştınız ya da yerine sığmayan gibi yerinizde duramıyordunuz.

"Sonra da arkanızı döndünüz” kâfirlere "müdbirin” yenilerek. İdbar arkaya gitmektir, ikbalin zıddıdır.

25 ﴿