29

 Allah'a ve âhiret gününe îman etmeyen, Allah ve Resûlünün haram ettiklerini harâm etmeyen ve hak dini, din edinmeyen kitap ehli ile, cizyeyi elden ve küçülerek vermedikçe savaşın.

"Allah'a ve âhiret gününe îman etmeyenle savaşın” yani bu ikisine gereği gibi îman etmeyenlerle demektir. Nitekim bunu Bakara'nın başında anlatmış bulunuyoruz, çünkü onların îmanı sanki îman gibi değildir.

"Allah ve Resûlünün haram ettiklerini” haramlığı kitap ve sünnet ile sâbit olanı.

Şöyle de denilmiştir: Resûlü, tâbi olduklarını iddia ettikleri Resûlü demektir.

Mana da şöyledir: Onlar itikat ve amel bakımından mensûh olan kendi dinlerine bile muhalefet ederler.

"Hak dini din edinmezler” sâbit olup diğer dinleri nesh ve iptal eden hak dini "minellezine ütül kitabe” bu da îman etmeyenleri açıklamaktadır.

"Cizyeyi verinceye kadar” vermeleri kararlaştırılanı verinceye kadar. Cizye, ceza deynehu'dan türetilmiştir ki, borcunu ödemektir. (Elden) bu da yu'tudaki zamirden hâl’dir yani itaatla demektir yani elleriyle teslim ederek, başkalarıyla göndererek değil. Bunun içindir ki, onda vekalet kabul edilmemiştir.

Ya da zengin olarak demektir ki, fakirden alınmaz ya da üstün elden demektir ki, aciz ve hor olarak demektir ya da onlara nimet olarak demektir. Çünkü cizye vererek hayatta kalmaları onlar için büyük bir nimettir.

Ya da "an yedin” cizye'den hâl’dir peşin olarak elden ele demektir.

(Küçülerek) hor olarak. İbn Abbâs radıyallahü anhuma: Onlardan cizye alınır ve boyunları burulur, buyurmuştur. Âyetin anlamı cizyenin ehl-i kitaba hâs olduğunu göstermektedir. Bunu şu da teyit eder ki, Ömer radıyallahü anh Mecûsîlerden cizye almazdı, sonunda Abdurrahman bin Avf radıyallahü anh Peygamber aleyhisselâm’ın onu Hecer Mecûsîlerinden aldığına şahitlik etti ve: Onları ehl-i sünnet yerine koyun, dediğini söyledi. Çünkü onlar ehl-i kitaba benzerler, o sebeple iki ehl-i kitaba katıldılar. Diğer kâfirlere gelince bize göre onlardan cizye alınmaz. Ebû Hanîfe rahmetüllahi aleyhe göre ise onlardan alınır, ancak Arap müşriklerinden alınmaz. Çünkü Zühri'nin rivâyetine göre aleyhisselâm Efendimiz putlara tapanlarla andlaşma yaptı, bunlardan Arapları ayırdı. Mâlik rahmetüllahi aleyh'e göre mürtet hariç bütün kâfirlerden alınır. En azı yılda bir dinardır, bunda da zenginle fakir birdir. Ebû Hanîfe rahmetüllahi aleyh ise: Zengin kırk sekiz dirhem, orta halli bunun yarısını, kazancı olan fakir de dörtte birini verir. Kazancı olmayan fakire bir şey yoktur, buyurmuştur.

29 ﴿