35

O gündeki onlar cehennem ateşinin içinde kızdırılır ve onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır. Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğiniz şeyleri tadın (denilir).

 (O günde ki, onlar cehennem ateşinin içinde kızdırılır) yani onların üzerine şiddetli ateş tutuşturulur, demektir. Aslı tuhma binnari demektir, kızdırılma mübalağa için ateşe verilmiştir, sonra da ateş hazfedilmiş fiil câr ile mecrûra isnat edilmiştir, bu da maksadı vurgulamak içindir. O zaman tenis siygasından tezkir siygasına geçilmiştir. Zikredilen şey iki tane olduğu hâlde "aleyha” demesi ise o ikisinden murat edilenin çok altın ve gümüş olmasındandır. Nitekim Hazret-i Ali radıyallahü anh şöyle buyurmuştur: Dört bin ve aşağısı nafakadır, üstü ise hazinedir.

"Onu harcamazlar” (Tevbe: 34) kavli de böyledir.

Şöyle de denilmiştir: Bu ikisindeki zamir kenzlere yahut mallara râcidir. Çünkü hüküm geneldir, özellikle o ikisinin zikredilmesi onların mal edinmenin kanunu (temeli) olmasındandır.

Ya da zamir gümüşe râcidir, ona tahsis edilmesi yakın olduğu içindir ve şuna da delâlet etmektedir ki, bu hükme altın haydi haydi tabidir.

"Onlarla alınları, yanları ve arkaları dağlanır” çünkü onu toplamaları ve tutmaları zenginlikle vecahet (itibar) kazanmak, lezzetli taamlar yemek ve kıymetli elbiseler giymek içindi.

Ya da dilenciden yüz çevirip ona arkalarım dönmelerindendir.

Ya da bunlar dış organların en şereflileri olmalarındandır; çünkü bunlar temel organları içine alırlar Meselâ beyin, kalp ve karaciğer gibi.

Ya da bunlar bedenin önü, arkası ve yanlan olmak hasebiyle dört cihetin aslı olmasındandır.

"İşte bu biriktirdiğiniz şeydir” denilir,

"kendiniz için” menfaatiniz için, şimdi ise zararın ta kendisi ve azabın sebebi oldu.

"Biriktirdiğiniz şeyleri tadın” yani biriktirdiğiniz şeylerin vebalini çekin, demektir. Nûn'un zammı ile "teknuzune” de okunmuştur.

35 ﴿