42Eğer davet olundukları şey yakın bir menfaat ve orta bir sefer olsaydı, elbette sana uyarlardı. Fakat meşakkatli sefer onlara uzak geldi. Eğer gücümüz yetseydi her hâlde sizinle çıkardık, diye yemin edeceklerdir. Kendilerini helâk ediyorlar. Allah biliyor ki, şüphesiz onlar muhakkak yalancılardır. "Eğer bir menfaat olsaydı” yani davet edildikleri şey dünyalık bir menfaat olsaydı (yakın) el uzatacak kadar "ve orta bir sefer, elbette sana uyarlardı” sana katılırlardı. "Fakat meşakkatli sefer onlara uzak geldi” eşşukka meşakkatle kat edilecek mesafe demektir. Ayn'in ve şin'in kesri ile de (baidet, şikkat) okunmuştur. "Allah'a yemin edecekler” yani geri kalanlar, sen Tebuk'ten döndüğün zaman özür dileyerek "eğer gücümüz yetseydi” yani: Eğer hazırlılık olarak ve bedenen gücümüz yetseydi, derler. Vâv’ın zammı ile "levüstetana” da okunmuştur, bu da onu "işterevud dalâlete” (Bakara: 16) ayetindeki vâv'a benzeterek yapılmıştır. (Herhâlde sizinle çıkardık) bu da kasemle şartın cevaplarının yerini tutmuştur. Bu da mu'cizelerdendir, çünkü bir şeyi olmadan önce haber vermiştir. (Kendilerini helâk ediyorlar) azaba atmakla. Bu da "seyahlifune"den bedeldir. Çünkü yalan yemin nefsi helake atmaktır ya da fâ'ilinden hâl’dir. "Allah biliyor ki, şüphesiz onlar muhakkak yalancılardır” bu hususta, çünkü onların savaşa çıkacak güçleri vardır. |
﴾ 42 ﴿