106Diğerleri de Allah'ın emrine bırakılmışlardır; ya onlara azâp eder yahut tevbelerini kabul eder. Allah çok iyi bilendir, hikmet sâhibidir. "Diğerleri de” savaştan geri kalanlar da (bırakılmışlardır) yani durumları ertelenmiştir. Bu da erceehu'dan gelir ki, ertelemektir. Nâfi', Hamze, Kisâî ve Hafs (mercuune yerine) vâv ile "mürcevne” okumuşlardır. İkisi de geçerli lügattir "Allah'ın emrine” haklarında vereceği karara. "Ya onlara azâp eder” münâfıklıkta ısrar ederlerse "yahut tevbelerini kabul eder” eğer tevbe ederlerse. Tereddüt kullardan kaynaklanmaktadır. Bunda her iki durumun da Allahü teâlâ'nın irâdesiyle olduğuna delil vardır. "Allah çok iyi bilendir” hâllerini "hikmet sâhibidir” onlara yaptığı şeylerde. "Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir” şeklinde de okunmuştur. Bunlardan maksat Ka'b bin Mâlik, Hilal bin Ümeyye ve Mürare bin Rebi'dir. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ashâbına bunlara selâm vermemelerini ve bunlarla konuşmamalarım emretti. Bunlar da bu durumu görünce niyetlerini temiz tuttular ve işlerini Allah'a havale ettiler. Allah da onlara merhamet etti. |
﴾ 106 ﴿