110Kurdukları yapı kalplerinde bir şüphe olarak kalacaktır; meğerki kalpleri parçalana. Allah çok iyi bilendir, hikmet sâhibidir. "Kurdukları yapı hep kalacaktır” bünyan mastardır, mef'ûl manasınadır, cemi değildir, onun içindir ki, bazen ona te dahil olur (bünyanet) sıfatı da müfret olmuştur, haberi "rîbetin fî kulubihim"dir ki, şüphe ve münâfıklık demektir. Mana da şöyledir: Onların bu yapıları daima şüphe sebebi olacak ve nifaklarını artıracaktır. Çünkü onları buna sürükleyen odur. Sonra Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem onu yıkınca bu kalplerine iyice yerleşti ve arttı. Öyle ki, damgası kalplerinden bir türlü silinmedi. "Meğerki kalpleri parça parça ola” öyle ki, idrak ve içine bir şey alma kabiliyeti kalmaya. Bu da ileri derecede bir mübalağadır. İstisna da da en genel zaman biriminden yapılmıştır (kalpleri her zaman şüphededir). Şöyle de denilmiştir: Parça parça olmaktan maksat öldürmekle yahut kabirde veyahut cehennemde olacak şeydir. Pişmanlık ve üzüntü manasına tevbe ile parçalanmak da denilmiştir. Ya'kûb intiha harfi ilâ ile okumuştur. "Tekattaa” da "tetekattaa” manasınadır. İbn Âmir, Hamze ve Hafs kırâatları da böyledir. Ye ile "yukattaa” ve şeddesiz "yuktaa” da Resûle yahut bütün herkese hitaben "tukattıu kulubehüm” malum kalıbı ile katta'te ve meçhul kalıbı ile (velev kuttıat) de okunmuştur. "Allah çok iyi bilendir” niyetlerini "hikmet sâhibidir” binalarını yıkmakla emrederken. |
﴾ 110 ﴿