16De ki: "Eğer Allah dilese idi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi de. Gerçekten bundan önce aranızda bir ömür kaldım; düşünmüyor musunuz? "De ki: Eğer Allah dilese idi” bundan başkasını "onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi de” onu size benim dilimle bildirmezdi. İbn Kesîr'den te'kit lamı ile "veleedraküm” okuduğu rivâyet edilmiştir yani eğer Allah dilese idi, onu size okumazdım ve onu size başkasının diliyle bildirirdi demek olur. Mana da şöyledir: O, kaçınılması mümkün olmayan bir haktır, eğer benimle gönderilmese idi, başkasıyla gönderilirdi. İkisinde de hemze ile "vela edreeküm” "vela edre'tüküm” de okunmuştur, bu da ye'den çevrilmiş elifi hemzeye dönüştürenin lügatine göredir ya da onu der'ten getirmektedir, o da def etmek manasınadır yani onu okumakla sizi mücadele ile beni def edeceğiniz hasımlar yapmazdım. Mana da şöyledir: İş Allah'ın dilemesi iledir, benim dilememle değil ki, onu sizin istediğiniz şekle getireyim. Sonra bunu tespit ederek şöyle dedi: "Gerçekten aranızda bir ömür bulundum” bir ömür kadar kırk sene "bundan önce” Kur'ân'dan önce, onu okumuyor ve bilmiyordum. Bu şuna işarettir ki, Kur'ân mucizdir, harikuladedir. Çünkü bir kimse aranızda kırk yıl yaşar da o süre içinde ilimle uğraşmaz, bir alimi görmez, ne bir şiir ne de bir hutbe irat etmezken sonra da kalkar onlara bir kitap okursa, bunun da fesahati bütün güzel konuşanların fesahatini mağlup eder, her nesrin üzerine çıkar ve usul ve furu ilimlerinin kurallarını içine alır; öncekilerin kıssalarını ve sonrakilerin konuşmalarım olduğu gibi ihtiva ederse, onun Allahü teâlâ tarafından öğretildiği bilinir. "Düşünmüyor musunuz?” önünü ve sonunu düşünerek aklınızı kullanmıyor musunuz ki, onun başkasından değil Allah'tan olduğunu bilesiniz. |
﴾ 16 ﴿