18Allah'tan başka, kendilerine ne zarar ne de fayda vermeyen şeylere tapıyorlar ve: Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimiz, diyorlar. De ki: Allah'a göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz? Onu tenzih ederiz. O, onların şirk koştukları şeylerden yücedir. "Allah'tan başka, kendilerine ne zarar ne de fayda vermeyen şeylere tapıyorlar” çünkü onlar cansızdır, fayda ve zarar veremezler. Mâbut sevap ve ceza verebilmelidir ki, ibâdeti bir fayda temin etsin yahut bir zararı def etsin. "Derler ki: Bunlar” putlar "Allah katındaki şefaatçilerimizdir” bize önemli olan dünya işlerinde ve eğer ölümden sonra dirilme olursa âhiret işlerinde şefaat ederler. Sanki onlar bu hususta tereddüt ediyorlar. Bu da aşırı cahilliklerin dendir, çünkü var eden, zarar ve fayda verenin ibâdetini bıraktılar, kesinlikle zarar ve fayda veremeyeceği bilinenin ibâdetine gittiler, bunu da kendilerine şefaat edeceği vehmine dayadılar. "De ki: Allah'a bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” o da ortağı olmasıdır. Bunda onlara azarlama vardır ve onlarla alay edilmektedir. Ya da bunlar onun yanında şefaatçilerimizdir. Bütün bilinenleri bilen kimsenin bilmediği şeyde gerçek olamaz. "Ne göklerde ne de yerde” bu da mahzûf aitten (layalemuhu) nefyi te'kit eden hâl’dir, şunu vurgulamaktadır ki, Allah'tan başka taptığınız şeyler ya gökle ya da yerle ilgilidir. Bu ikisinde var olan şeyler de sonradan olmadır, onlar gibi Allah'ın kahrı altındadır. Ona şirk koşulması lâyık değildir. "Onu tenzih ederiz, o onların şirk koştukları şeylerden yücedir” şirk koşmalarından ve ona şirk koştukları şeylerden. Hamze ile Kisâî burada ve iki yerde, Nahl'in başında ve Rum sûresinde te ile (tüşrikun) okumuşlardır. |
﴾ 18 ﴿