30Orada her nefis önceden yaptığı şeyin imtihanını verir. Gerçek Mevlâları olan Allah'a döndürüldüler. Uydurdukları şeyler de onlardan kayboldu. "Orada” bu makamda "her nefis önceden yaptığı şeyin imtihanını verir” faydasını ve zararını görür. Hamze ile Kisâî "tetlu” okumuşlardır ki, tilavet kökünden gelir ve yaptığını okur, demektir. Ya da tilv'den gelir ki, amelini takip eder, o da onu ya cennete ya da cehenneme götürür. Nûn ile "külle"nin nasbi ve "mâ"nın da ondan bedel olması ile "neblu” da okunmuştur ki, mana onu deneriz, ona hâlini deneyen biri gibi yaparız, geçmiş amellerini öğrenmekle mutluluk ve mutsuzluğunu öğrenmek isteyen gibi işlem yaparız, demektir. Bundan ona belâ dokundururuz manasını murat etmek de câizdir ki, her âsi nefse önceden yaptığı kötülük yüzünden azâbı dokundururuz, demektir. O zaman "mâ” harfi çerin hazfi ile mensûb olur. "Allah'a döndürüldüler” önceden yaptıkları yüzünden cezasına demektir, "gerçek Mevlâları” Rableri ve gerçek velileri olan Allah'a, yalandan Mevlâ edindiklerine değil. Nasb ile medih yahut geçen cümlenin mazmununu te'kit etmek üzere "elhakka” da okunmuştur. "Onlardan saptı” zâyi oldu "uydurdukları şeyler” ilâhlarının yahut ilâh dedikleri şeylerin kendilerine şefaat edeceği beklentisi. |
﴾ 30 ﴿