40

Nihayet emrimiz gelip de fırın kaynayınca:

"Ona her çiftten ikişer yükle, aileni de; ancak haklarında söz geçenler hariç. Bir de îman edenleri” dedik. Onunla beraber ancak az kimse îman etmişti.

"Nihayet emrimiz gelip de” "gemiyi yapıyordu” sözünün sonudur, ikisinin arasındaki de "yasnau"daki zamirden hâl’dir ya da bu "hatta” söz bittikten sonra paragraf başı olan hattadır.

"Fırın kaynayınca” oradan su kaynayınca ve kaynayan tencere gibi yükselince, demektir. Tennur ekmek fırınıdır, kaynama mu'cize olarak oradan başladı. Kûfe mescidinin yerinde idi yahut Hint'te yahut Cezire toprağında Aynıverdede idi. Tennur'un yeryüzü yahut en şerefli noktası olduğu da söylenmiştir.

"Ona yükle dedik” gemiye "her birinden” istifade edilen hayvanların her türünden (ikişer çift) erkek ve dişi olmak üzere. Bu, Hafs kırâatma göredir. Öteki kurralar izafetle (ve min külli zevceyni) okumuşlar ve her çiftten iki yükle yani her erkek sınıfından ve dişi sınıfından demektir. (Aileni de) bu da zevceyni'ye yahut isneyn'e atıftır. Ailesinden maksat karısı, oğulları ve onların kadınlarıdır.

"Ancak hakkında söz geçen hariç” boğulacağına dâir, bundan oğlu Kenan'ı, anası Vaile'yi kastediyor; çünkü o ikisi kâfirlerden idiler.

"Bir de îman edenleri” öteki mü'minlerden.

"Onunla beraber ancak az kimse îman etmiştir". Yetmiş dokuz kişi oldukları söylenmiştir: Müslüman olan karısı, üç oğlu Sam, Ham ve Yafes, bunların kadınları ve yetmiş iki de başka erkek ve kadın.

Rivâyete göre Nûh aleyhisselâm gemiyi iki yılda sac ağacından yaptı. Uzunluğu üç yüz arşın, eni elli, yüksekliği de otuz arşın idi. Üç katlı yaptı; alta hayvanları ve vahşileri, ortasına insanları, üstüne de kuşları aldı.

40 ﴿