46Allah: Ey Nûh, şüphesiz o, senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı uygun olmayan bir ameldi. Öyleyse bilgin olmayan şeyde bana soru sorma. Câhillerden olmandan seni men ediyorum, dedi. "Allah da: Ey Nûh, o senin ailenden değildir, dedi” çünkü mü'minle kâfir arasında dostluk bağı yoktur. "Onun yaptığı uygun olmayan bir ameldi” sözü ile de buna işâret etmiştir (onun ameli bozuktur). Bu da ailesinden olmamasının gerekçesidir. Aslı zu amelin fasidin demektir. Mübalağa için onun zatım amelin ta kendisi kılmıştır. Bu da mübalağa içindir, Kadın şaire Hansa'nın otlayan deveyi nitelemesi gibi: şaire Gafilken (yavrusu aklında değilken) otluyor, nihayet hatırladığı zaman Artık sağa sola koşturmadır. Sonra bozuk ameli iyi olmayan amelle değiştirdi, bunu da iki nitelik arasında tezat olduğunu açıklamak ve ailesinden kurtulanlar gibi kurtulmasını gerektiren bir şey lmadığını açıklamak için yapmıştır. Kisâî ile Ya'kûb "innehu âmile” okumuşlardır ki, âmile amelen gayra salihin (uygun olmayan iş yaptı) demektir. "Öyleyse bilgin olmayan şeyde bana soru sorma” doğru mudur doğru değil midir bilmediğin şeyi sorma. Seslenmesine soru sorma demesi, ailesinin kurtulacağı vaadinin çocuğunun hakkında da geçerli olduğunu içermesi içindir ya da onun hakkında yerine getirilmemesini gerektiren şeyi öğrenmek içindir. Ona câhil deyip de ondan men etmesi: "Câhillerden olmandan seni men ediyorum” sözünden dolayıdır. Çünkü ailesinden haklarında sözü geçenlerin istisna edilmesi, ona durumu göstermiş ve sual sormasına gerek bırakmamıştı. Ancak çocuk sevgisi onu meşgul edince sonunda durumdan şüphe etti ve sordu. İbn Kesîr lâm'ın fethi ve nûn'un şeddesi ile (felâ teselenne) okumuştur. Nâfi' ile İbn Âmir de öyle okumuşlar ancak o ikisi nunu meksûr etmişlerdir, çünkü aslı "teselneni"dir, nûn-ı vikaye sâkin nunlar birleştiği için atılmıştır. Şeddeli nûn da ye için meksûr kılınmış, sonra da kesre ile yetinildiğinden o da atılmıştır. Nâfi''den de vasi hâlinde atılmadığı rivâyet edilmiştir. |
﴾ 46 ﴿