76

Kardeşinin kabından (yükünden) önce onların kaplarından başladı. Sonra da onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz, Yûsuf'a böyle hile öğrettik. Yoksa Kral'ın dininde kardeşini alacak değildi, ancak Allah'ın dilemesi hariç. Dilediğimiz kimsenin derecelerini artırırız. Her ilim sâhibinin üstünde daha iyi bilen vardır.

"Onların kabından başladı” seslenen aramaya başladı, Yûsuf da denilmiştir, çünkü Mısır'a götürülmüşlerdi.

"Kardeşinin yükünden önce” töhmeti savmak için önce Bünyamin'in yükünden başladı "sonra onu çıkardı” yani su kabını yahut ölçeği, çünkü müzekker de müennes de kullanılır. (Kardeşinin yükünden) vâv'ın zammı ile (vua) ve hemzeye kalbi ile (iâ') da okunmuştur.

"Kezâlike” bu hile gibi "Yûsuf'a hile öğrettik” ona böyle vahiy ettik.

"Yoksa Kral'ın dininde kardeşini alacak değildi” Mısır hükümdarının dininde, zira onun dini dövmek, aldığı kadar borçlandırmaktı, köle etmek değildi. Bu da hileyi açıklamaktadır.

"Ancak Allah'ın dilemesi hariç” o hükmü Kral'ın hükmü kılması hariç, bu durumda istisna en geniş hâlden yapılmıştır. İstisnanın munkatı olması da câizdir ki, Allah'ın dilemesi ve izni ile alması hariç. Demektir.

"Dilediğimiz kimselerin derecelerini artırırız” ilim ile, Yûsuf'un derecesini artırdığımız gibi.

"Her ilim sâhibinin üstünde daha iyi bilen vardır” derecesi ondan daha üstün olan vardır. Allahü teâlâ zâtı ile bilir, eğer ilim sâhibi olsa idi onun da üstünde ondan daha iyi bilen biri olurdu, diyenler bu âyeti delil getirmişlerdir. Cevap da şöyledir: Maksat halktan ilim sâhibi olanlardır, çünkü söz onların hakkındadır, bir de alîm Allahü teâlâ'dır, manası da en üstün ilim onundur demektir. Çünkü bununla (her ilim sâhibinin sözü ile "âlimlerin üstüde alîm vardır) sözünün arasında fark yoktur. Bu da halka hâs ilimdir.

76 ﴿