88Kardeşleri Yûsuf'un huzuruna girince: "Ey Azîz, bize ve ailemize darlık dokundu ve biz, değersiz bir ticaret malı getirdik. Sen bize ölçeği tam ver ve bize lütufta bulun. Şüphesiz Allah, lütufta bulunanlara mükâfat verir. "Kardeşleri Yûsuf'un huzuruna girince: Ey Azîz, dediler” Mısır'a ikinci kez döndükten sonra "bize ve ailemize darlık dokundu” şiddetli açlık "biz değersiz bir ticaret malı getirdik” düşük yahut az, rağbet edilmediği için reddedilen, bu da ezceytuhu'dan gelir ki, def etmektir. Tezciyetüz zaman (zamanı savmak) da bundan gelir. Sahte akçelerdi de denilmiştir. Yün ve sadeyağ da denilmiştir. Çam ve fıstık sakızı da denilmiştir. Süzme peynir ve mukl ağacının sakızı da denilmiştir. "Sen bize ölçeği tam ver” eksiksiz ver "ve bize sadaka et” kardeşimizi iade etmek yahut müsamaha göstermek, değersiz sermayemizi kabul etmek ya da değerinden fazla vermekle. Sadakanın bütün peygamberlere şamil mi yahut bizim peygamberimize mi hâs olduğunda ihtilâf edilmiştir. "Allah lütufta bulunanlara mükâfat verir” en iyi karşılığı verir. Tasadduk mutlak olarak lütufta bulunmaktır. Efendimiz aleyhisselâm'ın, namazın kısaltılması hakkında: Allah'ın kullarına verdiği bir sadakadır, kabul edin, sözü de bundandır. Ancak örfte özel olarak Allah'tan sevap umarak yapılan iyiliğe denilmiştir. |
﴾ 88 ﴿