101

Rabbim, gerçekten bana mülk verdin ve bana rüyaların tabirini öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, benim dünyada ve âhirette velim sensin. Canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kavuştur.

 (Rabbim, gerçekten bana mülk verdin) mülkün bir kısmını demektir ki, o da Mısır ülkesidir.

"Bana rüyaların tabirini öğrettin” ehadîs kitaplar yahut rüyalar demektir. Buradaki min de ba' manasınadır, çünkü ona bütün tabirler öğretilmedi.

"Fatıras semavati velard” gökleri ve yeri yoktan var eden, mensûb olmaları münadanın sıfatı veyahut direkt münâda olmalarındandır.

"Velim sensin” yardımcım yahut işlerimin mütevellisi "dünya ve âhirette” ya da bu ikisindeki nimetimin sâhibi.

"Canımı Müslüman olarak al” ruhumu kabzet "ve beni iyilere kavuştur” atalarımdan ya da rütbe ve ikramları iyi olan genel kimselere demektir.

Rivâyete göre Ya'kûb aleyhisselâm onunla beraber yirmi dört yıl kaldı, sonra vefat etti ve Şâm'da babasının yanına defnedilmesini vasiyet etti. Onu götürdü, oraya defnetti. Döndü ondan sonra yirmi üç yıl yaşadı. Sonra da canı ölümsüz mülkü çekti, ölümü arzuladı; Allah da onu tertemiz öldürdü. Mısır halkı nereye defnedileceği hususunda anlaşamadı, Öyle ki, aralarında savaş çıkacaktı. Onu bir mermer sandukaya koyup gece Nil'e defnetmeye karar verdiler, üzerinden su geçsin, sonra Mısır'a ulaşsın istediler. Böylece aralarında eşitlik sağlandı. Sonra Mûsa aleyhisselâm onu atalarının yanına nakletti. Yüz yirmi yıl yaşadı. Ondan Rail, Efraim ve Mişa oldu, Sonuncusu Yuşa bin Nûn'un dedesidir. Bir de Eyyub aleyhisselâm'ın karısı Rahme oldu.

101 ﴿