13Gök gürültüsü onu hamd ile tesbih eder, melekler de onun korkusundan. Yıldırımlar gönderir de onunla dilediği kimseyi çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki o, kuvveti çetin olandır. "Gök gürültüsü tesbih eder” duyanlar tesbih ederler "hamd ile” sübhanallah velhamü lillah diyerek seslenirler. Ya da gök gürültüsünün kendisi Allah'ın birliğine ve sonsuz kudretine delâlet eder ve lütfunun ve rahmetinin ineceğini haber verir. İbn Abbâs radıyallahü ahuma'dan: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e gök gürültüsünü sordular, şöyle dedi: O bulutlara müvekkel bir melektir, yanında topuzlu (düğümlü) bir mendil vardır, onunla bulutları sürer. "Melekler de onun korkusundan” Allahü teâlâ'nın azamet ve heybetinden korkarak, zamirin ra'd'e gittiği de söylenmiştir. "Yıldırımlar gönderir de onunla dilediği kimseyi çarpar” onu helâk eder. (Onlar Allah hakkında mücadele ediyorlar) Resûlüllah sallallahu amelyhi ve sellem'i Allah'ı kemal-i ilim, kudret, tek ilâh, insanları tekrar diriltip cezalarını vermekle nitelediği şeylerde yalanlıyorlar. Cedel şiddetli tartışmadır ki, cedl'den gelir o da bükmektir. Vâv cümleyi cümleye atfetmek içindir ya da hâl içindir. Çünkü rivâyete göre Amir bin Tufeyl ile Lebid'in kardeşi Erbed bin Rebia suikast niyetiyle Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e geldiler. Amir onu oyalamak için tartışmaya başladı, Erbed de kılıcıyla vurmak için arkasına dolandı. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem bunu fark etti ve: Allah'ım, bu ikisinin hakkından nasıl gelmek istersen öyle gel, dedi. Allahü teâlâ Erbed'in üzerine bir yıldırım gönderdi, onu öldürdü. Amir'in de boğazından bir ur çıktı, onu en geri kabilelerden Selullu bir kadının evinde öldürdü. Kendisi: Deve uru gibi bir ur ve Selullu kadının evinde ölmek ha, derdi! Âyet bunun üzerine indi. (Halbuki o, kuvveti çetin olandır) mümahale (mihal) düşmana tuzak kurmaktır, mahale fülanün bifülanin denir ki, birine tuzak kurup onu helake maruz bırakmaktır. Temahhale de bundan gelir ki, zoraki hile yapmaktır. Belki de mahî'in aslı kıtlık manasınadır. Şöyle de denilmiştir: Mihal fial veznindedir, kuvvet manasınadır. Şöyle de denilmiştir: Mif'al veznindedir hâl'den yahut hileden gelir; kıyas dışı i'lal edilmiştir. Mîm'in fethi ile mehal okunuşu da bunu destekler, bu da hâle yehulu'dan gelir ki, hile yapmaktır. Fikar (omurga) manasına olması da câizdir ki, o zaman kuvvet ve kudrette misal olur, Meselâ: Saidullahi eşed ve musahu ahad (Allah'ın pazısı kuvvetli ve usturası keskindir) gibi. |
﴾ 13 ﴿