28Sözümü anlasınlar. "Dilimden düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar” tebliğ de ancak beliğ (düzgün konuşan)dan güzel olur. Mûsa aleyhisselâm’ın dilinde tutukluk vardı, o da ağzına soktuğu bir kordan olmuştu. Şöy le ki, bir gün Fir'avn onu kucağına aldı, o da sakalından tutup yoldu. Fir'avn kızdı ve öldürülmesini emretti. Karısı Asiye: O bir çocuktur, közle yakutu ayıramaz, dedi. Bu ikisini önüne koydular, o da közü alıp ağzına koydu. Belki elindeki beyazlık ondan kalmıştır. Şöyle de denilmiştir: Eli yandı, Fir'avn onu tedavi etmek istedi, iyi olmadı. Sonra kendisi dua edince Fir'avn: Sen hangi rabbe dua ediyorsun, dedi. O da: Senin aciz kalıp da elimi iyi edene, dedi. Dilindeki tutukluğun tamamen gidip gitmediğinde ihtilâf edilmiştir. Kim, gitti derse, "ey Mûsa, isteğin yerine getirildi” (Tâhâ: 36) ayetine tutunur. Kim de gitmedi derse "o (Hârûn) benden daha düzgün konuşur” (Kasas: 34) ile "neredeyse meramını anlatamıyor” (Zuhrûf: 2) âyetlerini delil getirir ve birinciye şöyle cevap verir: O dilindeki düğümün tamamen çözülmesini istemedi, ancak anlaşılmasına mani olan için istedi. Bunun içindir ki, onu nekire kılmış ve yefkahu'yu da emrin cevabı yapmıştır. Min lisanî de ukdeten'in sıfatı da olabilir, uhlul'ün sılası da olabilir. |
﴾ 28 ﴿