47Hemen ona gidin; ona: Biz Rabbinin sana peygamberleriyiz; İsrâîl oğullarını bizimle gönder, onlara işkence etme. Sana Rabbinden bir mu'cize getirdik. Doğruya uyana selâm olsun, deyin. "Hemen ona gidin; ona: Biz Rabbinin sana peygamberleriyiz; İsrâîl oğullarını bizimle gönder; onlara işkence etme, deyin". Zor işlerde çalıştırmak ve oğlan çocuklarını öldürmekle. Çünkü onlar Kıptilerin ellerinde idiler, onları ağır işlerde çalıştırır ve kullanırlardı. Erkek çocuklarını iki yılda bir öldürürlerdi. Gelmenin arkasından bunu söylemesi şuna delildir ki, mü'minleri kâfirlerden kurtarmak onları îmana davet etmekten daha önemlidir. Bunun davette aşamaya riayet için olması da câizdir. "Sana Rabbinden bir mu'cize getirdik” daha önce geçen risalet davasını tespit eden cümledir. İki mu'cize olduğu hâlde tekil getirmesi, maksat davanın delille ispat edilmesidir, delilin birlik veya çokluğuna işâret etmek değildir. Şu âyetlerde de öyledir: "Size bir mu'cize getirdim” (Al-i İmran: 49). "Bir mu'cize getir” (Şuarâ': 154) ve "size açık bir mu'cize getirsem de mi?” (Şuarâ': 30). "Doğruya uyana selâm olsun” meleklerin ve cennet hazinlerinin selamı doğru yolda olanların üzerine olsun yahut iki dünyada selamet onlara olsun. |
﴾ 47 ﴿