72

Gerçekten biz, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onu taşımaktan çekindiler ve ondan korktular. Onu insan yüklendi. Şüphesiz o, pek zâlim, pek cahildir.

"Gerçekten biz, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onu taşımaktan çekindiler ve ondan korktular. Onu insan yüklendi". Bu, taatı büyütmekle geçen vaadi onaylamaktadır. Ona emanet demesi edası lâzım olduğundandır. Mana da şöyledir. O o kadar önemlidir ki, eğer bu büyük nesnelere arz edilse, bunlar da şuur ve idrak sâhibi olsalar, onu yüklenmekten çekinir ve ondan korkarlardı. Onu insan yüklendi, hâlbuki bünyesi zayıf ve güçleri dayanıksızdır. Şüphesiz ona riayet eden ve haklarını yerine getiren ise iki dünyanın hayrını elde eder.

"Şüphesiz o, pek zâlimdir” onu yerine getiremedi ve hakkını veremedi "pek cahildir” sonucunu kavramaktan. Bu da genel olarak cinsin sıfatıdır (herkes öyle değildir).

Şöyle de denilmiştir: Emanetten maksat doğal ve istemli olmak üzere taattır. Emanetin teklif edilmesinden maksat da istifadeye sunulmasıdır öyle ki, irâdesi elinde olandan onu yapmasını, başkasından da onun sadır olmasını ifade eder. Emaneti yüklenmekten maksat da ona hıyanet etmek ve onu yerine getirmekten kaçınmaktır. Bu da hamilül emaneti ve muhtemilüha deyiminden gelir ki, onu taşıyıp yerine getirmemek ve sorumluluğunu taşımaktır. Bu durumda emanetten çekinmek yapabileceğini yapmak; zulüm ve cehalet de hiyanet ve kusurdan ibaret olur (bu izah beğenilmemiştir. Bkz. Konevi, 7/163 mütercim).

Şöyle de denilmiştir: Allahü teâlâ bu nesneleri yaratınca onlarda anlayış halk etti ve onlara: Ben bir farz ortaya koydum, bunları yaparak bana itâat eden için cennet, bana isyan eden için de cehennem hazırladım, dedi. Onlar da: Bizler yaratılışımız icabı emrine amadeyiz, bir farz taşıyamayız; sevap da azâp da istemiyoruz, dediler. Âdem'i yaratınca ona aynısını teklif etti, o da onu yüklendi. Böylece kendine zor gelecek şeyi yüklenmekle nefsine karşı zâlim oldu, akıbetinin vahim olacağını da kestiremedi. Belki de emanetten maksat akıl ve mükellefiyettir; teklifinden maksat da kabiliyetlerine göre önem vermeleridir; ondan çekinmek de doğal çekinmedir ki, o da lâyık olmamak ve ona kabiliyeti bulunmamaktır. İnsanın taşımasından maksat da ona kabiliyeti ve yatkınlığıdır. Zâlim ve câhil olması da gazap ve şehvet kuvvetinin onda baskın olmasındandır. Buna göre zâlim ve cahilliğinin emaneti taşımaya sebep kılınması güzel olur. Çünkü aklın birçok faydalarından biri de bu ikisini kontrol edip onları haddini aşmaktan frenlemesidir. Bütün tekliflerin en büyük maksadı onları (o İkisini) dengelemek ve taşkınlıklarını önlemektir.

72 ﴿