107

Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

"Şüphesiz bu, gerçekten apaçık imtihandır” samimi olanla olmayanın açığa çıkacağı bir imtihandır ya da zor olduğu belli olan bir mihnettir, musibettir. Çünkü ondan daha zoru yoktur.

"Ona bir kurbanlık fidye verdik” ona bedel kesilecek ve işi bitirecek bir şey verdik "büyük” iri ve şişman / tavlı yahut çok değerli. Çünkü Allah onu peygamber oğlu bir peygambere fidye etmiştir, nasıl bir peygamber ki, Mürsellerin Efendisi onun soyundan gelecektir. Onun cennetten gelen bir koç olduğu da söylenmiştir. Sebîr dağından bir antilop olduğu da söylenmiştir.

Rivâyete göre şeytan taşlanan yerde elinden kaçtı, ona yedi taş attı, sonunda onu yakaladı, orada taş atmak sünnet oldu. Aslında fidyeyi veren İbrâhîm aleyhisselâm olduğu hâlde "Biz ona fidye verdik” demesi verenin ve emredenin Allah olmasındandır. Bunda da mecaz vardır ya fidye kelimesinde ya da isnatta (Allah emrettiği için ona isnat edilmiştir). Hanefiler bundan şu sonucu çıkarmışlardır ki, bir kimse çocuğunu kurban etmeyi adak etse, bir koyun kesmesi lâzım gelir. Fakat burada bunu gösteren bir şey yoktur.

107 ﴿