34Yemin olsun, gerçekten Süleyman'ı denedik ve tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra da (tahtına) geri döndü. "Gerçekten Süleyman'ı denedik ve tahtının üstüne bir ceset attık.. Sonra da (tahtına) geri döndü". Bu konuda söylenenlerin en açığı Merfû' olarak rivâyet edilen şu hadistir: Süleyman aleyhisselâm: Bu gece şüphesiz yetmiş kadınımı dolaşacağım; her biri Allah yolunda cihâd edecek bir atlı getirecektir, dedi, inşallah demedi. Hiçbiri gebe kalmadı, ancak biri hariç, o da yarım bir çocuk doğurdu. Allah'a yemin ederim ki, eğer inşallah dese idi, hepsi de atlı olarak cihâd ederdi. Şöyle de denilmiştir: Onun bir oğlu doğdu, şeytanlar onu öldürmek için toplandılar, bu da bunu bildi. Onu bulutta beslemeye başladı, fark edilir edilmez tahtının üzerine ölü olarak atıldı. O da hatasını anladı, çünkü Allah'a tevekkül etmemişti. Şöyle de denilmiştir: O adalardan Saydun denilen bir yeri işgal etti, oranın kralını öldürdü ve kızı Cerade'yi ele geçirdi. Onu sevdi. O da babasına hasretinden dolayı durmadan gözyaşı döktü. Süleyman şeytanlara onun bir suretini yapmalarını emretti. Kadın her gün nedimeleri ile birlikte gider hayatında olduğu gibi ona secde ederlerdi. Veziri Asaf bunu haber verdi, o da heykeli kırdı, kadını dövdü ve ağlayarak yalvararak çöle çıktı. Onun ümmüveled (çocuk doğuran) bir cariyesi vardı, ismi da Emine idi. Tâhârete çıktığı zaman mührünü ona verirdi, mülkü de ona bağlı idi. Bir gün mührü ona verdi, Sahr adında bir şeytan Süleyman'ın donuna büründü, mührü aldı ve parmağına geçirdi, tahtına oturdu. Halk başına toplandı. Her şeye hükmü geçerdi, ancak kadınlarına geçmezdi, Süleyman'ın da şekli değişmişti. Mührü almak için ona geldi, kadın da onu kovdu, o da hatasını anladı. Kapı kapı dolaşıp bir şeyler istemeye başladı. Aradan kırk gün geçti, tam kadının heykele taptığı günler kadar. Şeytan da uçup mührü denize attı. Onu bir balık yuttu. O da Süleyman'ın eline geçti, balığın karnım yardı, mührü buldu. Onunla mühürlemeye başladı, secdeye kapandı, mülk de ona geri döndü. Buna göre o ceset Sahr'dır. Ona ceset denilmesi, Süleyman'ın donuna girmesindendir, aslında öyle değildi. Hatası da ailesini kontrol edememesi idi. Çünkü heykel yapmak o zamanlar caizdi. Kendisi bilmeden onların heykele secde etmesi de ona bir zarar vermez. |
﴾ 34 ﴿