9

 Gece saatlerinde secde ederek, kıyamda durarak ibâdet eden, âhiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman kimse (ona âsi olan kimse gibi midir)? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak saf akıl sahipleri öğüt alır.

 (İbâdet eden) tâat ödevlerini yapan "gece saatlerinde” em edâtı muttasüadır (muadilini ister) mahzûfa mütealliktir, takdiri: Kâfir mi hayırlıdır yoksa ibâdet eden mi demektir?

Ya da em munkatıadır (arkadan haber ister) mana da şöyledir; Hayır, ibâdet eden etmeyen gibi midir? Hicazlı iki kurra ile Hamze mimi şeddesiz olarak emen hüve kanitün okumuşlar ki, dua eden ona eş koşan gibi midir demek olur. (Secde ederek ve kıyamda durarak) bu ikisi kanitün'den hâl’dir, ref ile ikinci haber olarak (sacidün ve kaimün) de okunmuştur. Vâv iki sıfatı cem etmek içindir. (Âhiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini uman kimse) bu da hâl yerindedir yahut illet bildirmek için yeni söz başıdır.

"De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” bu da iki grubun bir olmadıklarını göstermektedir, şöyle ki, amel gücünü bertaraf ettikten sonra ilim gücünü de reddetmiştir, bunu da ilmin üstün olmasıyla daha beliğ şekilde ifade etmiştir.

Şöyle de denilmiştir: Bu, teşbih yolu ile birinciyi ikrar ettirmektedir yani alimlerle Câhiller bir olmadığı gibi ibâdet edenlerle isyan edenler de bir değildir.

"Ancak saf akıl sahipleri öğüt alırlar” bu gibi açıklamalardan. İdgam ile yezzekkerü de okunmuştur.

9 ﴿