63Göklerin ve yerin anahtarları onundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, işte onlar ziyan edenlerin ta kendileridir. "Göklerin ve yerin anahtarları onundur” ondan başka kimse onlara sahip değildir, tasarrufu da elinde değildir; Bu da kudretinden ve onları muhafazasından kinayedir. İçinde daha çok ihtisas vardır. Çünkü hazinelere ancak anahtarları elinde olan girer. Mekalîd miklîdin yahut mikladm çoğuludur, kallettuhu deyiminden gelir ki, birine görev vermektir. Iklîd'in çoğulu olduğu da söylenmiştir, bu da iklîdin Arapçalaşmış şeklidir, şazdır, tıpkı mezakîr gibi, Hazreti Osman radıyallahü anh, onu Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e sordu, o da: Tefsiri şöyledir, dedi: Allah'tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür. Allah'ı hamd ile tesbih ederim. Allah'tan bağışlanmamı dilerim. Güç ve kuvvet bir tek Allah'ın elindedir. O; ilk ve sondur, zâhir ve batındır. Hayır onun elindedir, diriltir ve öldürür. Onun her şeye gücü yeter. Buna göre mana şöyledir: Bu kelimeler Allah'a aittir, onunla birlenir ve övülür. Bunlar göklerin ve yerin anahtarlarıdır. Kim bunlara söylerse o hayra nâil olur. "Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, işte onlar ziyan edenlerin ta kendileridir” bu da "Allah kendinden korkanları kurtarır” (Zümer: 61) ayetine bağlıdır. Aralarındaki itiraz cümlesidir; kullarını kontrol ettiğini, amellerinden haberdar olup onlara karşılığını verdiğini bildirmek içindir. Nazmın değişmesi şunu bildirmek içindir; mü'minlerin kurtuluşunda esas olan Allah'ın lütfüdür, kâfirler ise kendileri ziyan etmişlerdir. Aynı zamanda vaadi açık söylemek ve tehdidi üstü kapalı geçmek içindir, çünkü kerem sahipleri öyle yaparlar. Ya da âyet arkasından gelen "Allahü hâlikü külli şeyin” kavline bağlıdır, Allah'ın âyetlerinden maksat da kudretinin delilleridir, göklerin ve yerin yahut tevhid ve övgü kelimelerinin tek sâhibi olduğunu bildirmektir. Ziyanın onlara isnadı ise diğerlerinin rahmet ve sevaptan yana şanslarını bildirmek içindir. |
﴾ 63 ﴿