13

 Dinden Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi; İbrâhîm'e, Mûsa'ya ve Îsa'ya tavsiye ettiğimizi size şerîat yaptı ki, dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye. Senin ona davet ettiğin şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve (taatine) döneni kendine iletir.

"Dinden Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi; İbrâhîm'e, Mûsa'ya ve Îsa'ya tavsiye ettiğimizi size şerîat yaptı” yani size dinden Nûh'un, Muhammed'in ve ikisinin arasındaki şerîat sahiplerinin - onlara salât ve selâm olsun - dinini şerîat yaptı. O da aralarındaki ortak asıldır ve "dini doğru tutun” kavli ile açıklanmıştır. Bu da tasdiki gereken şeylere îmanla Allah'ın hükümlerindeki taatlardır.

"En ekımüddine” şeraa'nın mef’ûlündan bedel olarak mahallen mensûbtur ya da yeni söz başıdır, sanki "o meşru kılman nedir?” sorusunun cevabıdır ya da bihi'deki he'den bedel olarak mecrûrdur.

"Onda ayrılığa düşmeyin” bu asılda ihtilâf etmeyin. Amma şerîatların fer'î meseleleri farklıdır, nitekim "sizden her birinize bir şerîat ve bir yol gösterdik” (Maide: 48) buyurmuştur.

"Müşriklere ağır geldi” onlara büyük geldi "onları davet ettiğin” tevhid.

"Allah dilediğini kendine seçer” zamir davet edilen şeye veya dine râcidir.

"Ona hidâyet eder” yol göstermek ve muvaffak kılmakla "kendine döneni” ona yüz tutanı.

13 ﴿