48

Eğer yüz çevirirlerse, seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana ancak tebliğ vardır. Gerçekten biz insana bizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer ellerinin öne sürdüğü şeyle başlarına bir kötülük gelirse, gerçekten insan çok nankördür.

"Eğer yüz çevirirlerse, seni onların üzerine bekçi göndermedik” gözcü yahut hesaba çeken demektir "sana ancak tebliğ vardır” sen de tebliğ ettin.

"Gerçekten biz insana bizden bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir” insandan cins murat edilmiştir çünkü

"eğer ellerinin öne sürdüğü şeyle başlarına bir kötülük gelirse, gerçekten insan çok nankördür” buyurmuştur. Nankörlükte haddi aşar, nimeti doğrudan unutur, belâyı hatırlar, onu gözünde büyütür, sebebini düşünmez. Bu, her ne kadar günahkârlara mahsus ise de cinse isnadı da câizdir, çünkü onlar çokturlar, ötekiler de içine girmiştir. Birinci şart cümlesinin (izâ ezakna) izâ ile ikincisinin in ile başlaması şunun içindir; çünkü nimeti tattırmak gerçektir, zira o adettir, zatın gereğidir, belâ ise öyle değildir (nimet esastır). Cezanın illetinin onun yerine konulup (innel insane kefur) ikincide zamirin yerine zahirin konulması (insan) bu cinsin nimete karşı nankörlükle damgalanmış olmasındandır.

48 ﴿