40Eğer siz ona yani Hazret-i Peygamber (s. av)'e yardım etmezseniz (biliyorsunuz ya) vaktiyle Allah ona yardım etti. Küfredenler onu Mekke'den çıkardıkları vakit yani müşrikler Darunnedve'de toplanıp katlini yahut hapsini ya da sürgün edilmesini istediklerinde onu Mekke'den çıkmak zorunda bıraktıkları vakit ikinin ikincisi idi. Yani iki kişiden biri idi. Diğeri de Hazret - i Ebû Bekir idi. Burada ifade edilmek istenen mânâ şudur: Bu zor durumda Resûlü’ne yardım elini uzatan Allah, başka durumlarda da onu yardımsız bırakıp zelil etmez. O vakit onlar Sevr dağında bulunan mağarada idiler. O vakit Peygamber müşriklerin ayaklarını görüp endişeye kapılan ve Hazret-i Peygamber'e: “Onlardan biri ayaklarının altından bakacak olsa, şüphesiz bizi görecek“ diyen arkadaşına: Yani Hazret - i Ebû Bekr'e “ üzülme! Çünkü Allah yardımıyla bizimle beraberdir. “ diyordu. Nihayet Allah onun bir görüşe göre Hazret-i Peygamber'İn, bir görüşe göre de Hazret - i Ebû Bekr'in üzerine huzur ve sükunetini rahatlığını indirdi. Ve Onu Yani Hazret-i Peygamber'i (sallallahü aleyhi ve sellem) görmediğiniz askerlerle yani mağarada ve savaş meydanlarında bir takım meiâike ordularıyla kuvvetlendirdi. Böylece küfredenlerin kelimesini yani şirk davasını en alçak yani mağlub, Allah'ın kelimesini yani kelime - i şehadeti ise en yüksek yani üste çıkan ve gâlip yaptı, Allah mülkünde güçlüdür. Bütün işlerinde hikmet sâhibidir. Âyet i kerîme’de geçen “saniye ” lâfz - ı celili hâl, ikinci ve üçüncü “iz'ler birinci ”iz “ den bedel düşer. |
﴾ 40 ﴿