100

Ve Annesiyle babasını (da) tahtında yanına oturttu. Hepsi yani anne, babası ve kardeşleri onun için (ona kavuştukları için) alnı yere koyma suretiyle olan bir secde değil, selamlama ve hürmetle eğilerek secdeye kapandılar. O devirde onların selamlaması (veya resmi selamlamaları) bu şekilde idi. (Bizim şeriatımızda ise bu câiz değildir).

Yûsuf, “ ey babacığım! İşte bu, evvelce gördüğüm rüyamın tevilidir. Rabbim onu tahakkuk ettirdi. Ve hakikaten bana iyilik etti. Çünkü beni hapisten çıkardı. Yûsuf (aleyhisselâm) bir lütuf olarak, kardeşlerini utandırmamak için kuyudan (çıkardı) demedi, (yani kuyudan bahsetmedi). Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra o, sizi çölden getirdi. Muhakkak Rabbim, dilediğine lütufkârdır. Çünkü yarattıklarını hakkıyla bilir, yaptıklarında hikmet sâhibidir. Babası Yûsuf (aleyhisselâm)'ın yanında yirmi dört yahut on yedi sene kalmıştır. Yûsuf (aleyhisselâm) babasından on sekiz, yahut kırk yahut da seksen sene ayrı kalmıştır. Babasının vefatı yaklaşınca Yûsuf’a, na'şını götürüp babasının yanına defnetmesini vasiyet eder ve Yûsuf (aleyhisselâm) bizzat gidip babasının cenazesini götürüp oraya defneder. Sonra Mısır'a geri döner ve babasından sonra yirmi üç sene daha yaşar. Görevi tamamlanıp daha fazla yaşayamayacağını anlayınca, nefsi ebedî olan Melek'i (yaratanı) arzu etti ve şöyle dedi:

100 ﴿