43Bu da, yeryüzünde imandan (yüz çevirip) büyüklük taslamaları ve kötü amellerinin hileleri yüzündendi. Ki, o da eş koşmaları ve diğer kötü amelleridir. Hâlbuki kötü hile, ancak sâhibinin -ki, o da hilebazdır- başına dolanır, onu ihata eder. O hâlde bunlar, evvelkilerin kanunundan, yüce Allah'ın onlar için kanunundan başka bir şey nazar etmiyorlar. Beklemiyorlar. Ki, o (kanun) da, peygamberlerini yalanlamaları sebebiyle onları azaplandırmaktır. Sen, yüce Allah'ın sünnetinden asla bir tebdil bulamazsın! Sen yüce Allah'ın kanununda asla bir tahvil bulamazsın! Yani ne birinin yerine başkası azâblandırılır; ne de azap, müstehak olmayana çevrilir. Âyet-i kerîme’de geçen “ İstikbâren” lâfzı, mef'ûl-u leh-dir. Ayrıca ”el-Mekrus-Seyyiü “ lâfzında, “ el-Mekrü“ nun, “ es-Seyyiü “ile sıfatlanması asli bir istimaldir. Yukarıda bu kelimenin ”es-Sey-yiü“ye izafe edilmesi ise ayrı bir istimaldir. Burada, mevsûfun sıfatına izafesini önlemek amacıyla bir muzaf (un ileyh) takdir edilmiştir. |
﴾ 43 ﴿