161"Bir Peygambere ganimette emanete ihanet yaraşmaz. Kim böyle bir şey yaparsa kıyamet günü ihanet ettiği emanetin günahını yüklenerek gelir. Sonra herkese kazandığı tam olarak ödenk. Kimseye haksızlık yapılmaz." Bir Peygambere ganimet malı gizlice aşırması yaraşmaz. Kim onu gizlice aşırırsa kıyamet günü aşırdığı mal ile gelir. Sonra herkese kazandığı tam olarak ödenir. Kimseye haksızlık edilmez." A- "Bir Peygambere ganimette emanete ihanet yaraşmaz." Ganimete hıyanet etmek, Peygamberlerden hiçbirine yaraşmaz. Çünkü nübüvvet vasfı, buna açık bir engeldir. Bundan, iki maksad olabilir: 1- Ya, Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) mevhum bir zandan tenzih etmektir; çünkü Uhud savaşında okçular mevzilerini terk edip ganimet toplamaya giderlerken şöyle demişlerdi: "- Biz, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir savaşında yaptığı gibi ganimetleri hiç taksim etmeden "Men ehaze şey'en fehüve lehu — Kim bir şey almış ise o, ona aittir."demesinden endişe ederiz. " Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) olaydan sonra onlara: "- Ben, emrim, size ulaşmadan mevzilerinizi terk etmeyeceksiniz; diye sizden söz almamışmiydım (ahdetmemişmiydim) / Elem ea'hed ileyküm en lâ tetrukû'l-merkeze hattâ ye'tiyeküm emri ?" sözleriyle verdiği emri hatırlatmıştı. Onlar ise: "- Biz, diğer kardeşlerimizi orada bıraktık / terakna bakıyyete ihvanına vukuufen" diye cevap verdiler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "- Hayır; siz, bizim ganimedere hiyanet edeceğimizi ve onları aranızda taksim etmeyeceğimizi sandınız / Bel, zan en tüm ene neğulle velâ naksimü beyneküm!" sözleriyle onların asıl endişelerini ortaya koydu. 2- Ya da Resûlüllah'ı (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyadesiyle bundan nehyetmektir. Nitekim rivâyet olunuyor ki, bir defasında Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazı müfrezeleri bazı yerlere göndermişti. Müfrezeler gittikten sonra Peygamber bazı ganimetler elde etti ve onları orada hazır bulunanlar arasında taksim etti ve müfrezelere bir şey bırakmadı. İşte bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Yani bir Peygamber, askerin bir kısmına ganimet verip de diğerlerine vermemek hakkına sahip değildir. Fakat ganimetleri hepsine eşit olarak dağıtmalıdır Bazı gazilere ganimet vermemenin hiyanet olarak vasıflandırılmışı, bu haksızlığı ağırlaştırmak içindir. 3- Ya da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ı münafıkların dedikodusundan tenzih etmektir. Zira rivâyet olunuyor ki, Bedir savaşında alman ganimetler arasında bulunan bir parça kırmızı kadife kaybolmuştu. O zaman bazı münafıklar: "- Belki de onu Resûlüllah almıştır!" demişlerdi. Ancak bu görüş, isabet ihtimâlinden uzaktır. Hulâsa, Peygamber'in ganimete hiyanet eden biri olması veya hiyanete nisbet edilmesi doğru değildir.3 B- "Kim böyle bir şey yaparsa kıyamet günü ihanet ettiği emânetin günahı ile gelir." Kim ganimete hiyanet ederse, kıyamet günü, gizlice aşırdığı malı boynunda taşıyarak gelir. Nitekim bir hadis-i şerifte Peygamber şöyle buyurmuştur: Haberiniz olsun, kıyamet günü sizden, ganimet maldan gizlice aldığı böğür en bir deve veya bir sığır veya meleyen bir koyunla geleni tanımam. Sonra onlar bana: 3 Bütün bu anlatılanlar cahiliye devri insanlarının Müslüman olduktan sonra kolayca kemâle erişemediklerim ve "Fahr-i Kâinat"ın yine de onlara tahammül ve terbiyeye âlîcenablıkla devam ettiğini gösterir. "- Ya Muhammed!" diye seslenirler. Ben de onlara: "- Ben size Allah'tan bir yarar sağlamaya mâlik değilim ; çünkü ben size bunu tebliğ etmiştim" derim." Yahut kim ganimete hiyanet ederse, kıyamet günü, onun günahı ve vabalı ile gelir. C- "Sonra herkese kazandığı tam olarak ödenir. Kimseye haksızlık edilmez " Herkese, hayır olsun şer olsun, az olsun, çok olsun, kazandığı tam olarak ödenir. "Herkese amelinin karşılığı tastamam verilir" değil de bunun yerine "herkese kazandığı tam olarak verilir" denmesi, adaleti belirtmek içindir. Zira ikisinin arasında bulunan kemiyet ve keyfiyet, ikisini bir şey gibi yapmıştır. Burada maksad, ganimete hiyanet eden kimsenin kıyamet günü, hiyanet ettiği şeyle gelmesini beyân iken, herkese kazandığının tastamam verileceğinin belirtilmesi, o günün ve ganimete ihanet edenin hâlinin son derece korkunç olacağını açıklamak içindir. Zira cürüm, ne kadar küçük ve önemsiz olursa olsun, herkese kazandığı eksiksiz ve tastamam verildiğine göre, ganimete hiyanet edenin cürmü bu kadar büyük iken, onun cezasından hiçbir şey eksiltilmeyeceği açıktır. O gün hiçbir insan, ne fazla azab, ne de noksan sevap ile haksızlığa uğratılmayacaktır.4 |
﴾ 161 ﴿