192

"- Ey Rabb'ımız! Şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, onu rezil, rüsvay etmiş olursun. Zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur."

A- "Ey Rabb'ımız (Rabbena)! Şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan onu rezil, rüsvay etmiş olursun."

Bu cümle, Allahü teâlâ'nın azabından korunma isteğinin şiddetini ve onun sebebini beyân eder.

Cümlenin başındaki nida (ey Rabbimiz), yalvarış ve yakarış (tazarru)ın kuvvetini ifâde içindir.

Cümlenin tekidli olması (inne / şüpesiz), onun mazmununa olan yaktînlerının kemâlini izhar ve korkularının şiddetini ilân içindir.

Ateş (nâr) kelimesinın yerinde zamir kullanılmayıp zahir olarak zikredilmesi, onun korkunçluğunu ifâde içindir.

Azab yerme ıdhal fiilinin kullanılması, azabın keyfiyetim tâyin ve ne kadar kerih ve şeni olduğunu beyân içindir.

Âyetin ifâdesi (rezil rüsvay) de ruhanî azabın fecaatini zımnen bildirir.

B- "Zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur."

Bu cümle,

- zâlimlerin kendilerini azabtan kurtaracak bir yardımcıları olmayacağını;

- onların az ablarının ebedî olacağını ortaya koyan bir zeyl mahiyetindedir.

Mü'minlerin bunu söylemekten gayeleri, istid'alarını (dilekçelerini) teldd etmektir.

"Zalimin / zâlimler" kelimesinin, zamir makamında zâhır olarak zikredilmesi, onları zemmetmek ve ateşe girmelerinin sebebini zımnen bildirmek içindir.

"Ensar / yardımcılar" kelimesinin çoğul olarak zikredilmesi de zâlimlerin çoğul olmasına göredir. Yani zahirilerden hiçbir zâlimin, ensardan hiçbir nasiîri çıkmayacaktır.

Yardımcılardan maksad, savunarak ve zor kullanarak onlara yardım edecek kimseler demektir. Binâenaleyh bu âyette, şefaat oknayacağina delâlet yoktur. Kaldı kı, burada zalimlerden murad, kâfirlerdir.

192 ﴿