23"Korkanlardan olup Allah'ın kendilerini nimetlendirdiği (in'a'm ettiği) iki kişi dediler ki: "- Onlara karşı kapıdan girin; oraya girdiğinizde muhakkak gaalib geleceksiniz. Allah'a tevekkül edin; eğer gerçekten mü'minlerseniz.." A- "Korkanlardan olup Allah'ın kendilerini nimetlendirdiği iki kişi dediler ki:" Bu cümle de, geçen âyetin başındaki cümle gibi bir istinaf cümlesidir. "- Onlar bu sözde ittifak ettiler mi, yoksa bazdan muhalefet etti mi? "şeklindeki gizli bir sualin cevabıdır. Yani, "Düşmandan değil yalnız Allahü teâlâ'dan korkan, O'nun emirlerine ve yasaklarına muhalefet etmekten sakınan iki işi dediler ki..." Nitekim Ibni Mes'ud kıraetinde, bu cümlede "yettekuune-hu / Allah'tan sakınan" ifadesi de vardır. Bu ilâhî kelâm, İsrâiloğullari nakîblerinden bu iki kişiden başka diğerlerinin, Allahü teâlâ'dan değil, düşmandan korktuklarına tarizdir. Bu iki kişi, Isrâiloğulları nakîblerinden Yûşa b. Nün ile Kâleb b. Yûkna ıdı. Diğer bir görüşe göre ise, bu iki kişi, Cebabire'den Müslüman olup Mûsa'ya (aleyhisselâm) iltihak eden iki zat idi. Buna göre, "İsrailoğullarının korktuğu Cebabire'den iki kişi dediler ki..." demek olur. "Yehafûn / korkan", fiilinin, "yuhafûn / korkulan" şeklinde mefûl sıygası ile okunması da bu görüşü teyid eder. Allahü teâlâ'nın bu iki nakîbe verdiği nimetten murad, onlara lütfettiği sebat, çetin hallerde azimkârlık, Allahü teâlâ'nın işlerine vukufiyet ve O'nun va'dine güvendir. Yahut bu nimet îmândır. B- "Onlara karşı kapıdan girin ; oraya girdiğinizde muhakkak gaalib geleceksiniz." O Allah'tan korkan fakat düşmandan korkmayan iki kişi şöyle dediler: "- Şehrin kapısından girin; onların üzerine yüniyün, onları dar yerlerde sıkıştırın ve açık araziye çıkmalarına engel olun. Onlara savaşma imkânı vermeyin. Eğer onlar şehirde bulundukları sırada siz kapıdan girerseniz, savaşmaya gerek kalmadan muhakkak gaalib geleceksiniz. Çünkü biz onları gördük; onlar iri kıyım, cüsseli iseler de kalpleri zayıf. Onlardan korkmayın, saldırın." O iki nakîbin, İsrâiloğullarının galibiyetlerine kesin olarak hükmetmeleri iki sebebe müstenid olabilir: 1-Onların bu hükmü, "Allah'ın sizin için yazdığı Arz-ı Mukaddes'e girin." (Mâide 5/21) âyetinden aldıkları bilgiye dayanıyordu. 2-Onların bu hükmü, Allahü teâlâ'nın sünnetine Peygamberlerine her zaman nusretine, Mûsa'nın (aleyhisselâm) düşmanlarını kahretmesine dayanıyordu. Ancak birinci görüş, galibiyetin girmek şartına bağlanmasına daha uygun düşmektedir. C- "Allah'a tevekkül edin ; eğer gerçekten mü'minlerseniz." Eğer siz Allahü teâlâ'ya îmân ve va'dini tasdik ediyorsanız, gerekli sebeplere baş vurduktan sonra artık yalnız Allahü teâlâ'ya tevekkül edin. Baş vurduğunuz sebeplere güvenmeyin. Çünkü hakikatte sebebler, sonuca tesir edemez; gerçek tesir, Azîz ve Kaadir Allah katındandır. Bu da, yalnız Allah'a (celle celâlühü) tevekkül etmeyi gerektirir. |
﴾ 23 ﴿