27"(Resûlüm), onlara Âdem'in iki oğlu hakkındaki haberleri de bir gerçek olarak oku. Hani onlar birer kurban sunmuşlardı da birıninkı kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen): "- Seni mutlaka öldüreceğim!" dedi. Kardeşi de: "- Allah, sadece müttakıî (takva sahibi) olanlardan kabul eder." dedi. A- "Onlara Âdem'in iki oğlu hakkındaki haberleri de bir gerçek olarak oku. Hani onlar birer kurban sunmuşlardı da bırininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti." Bu cümle, bu sûrenin 19. âyetinin başındaki mukadder cümleye atıftir. Bu cümlenin onunla irtibatı, isrâiloğullarına yükümlülükleri yazıldıktan ve Peygamberler, apaçık delillerle kendilerine geldikten sonra, işledikleri cinayetlerin zikrine hazırlık olması cihetindendir. Âdem'in (aleyhisselâm) iki oğlu, Kaabil ile Hâbil'dir. Hasen el-Basrî ile Dahhâk'a göre ise, bunlar Âdem'in oğulları değil, Isrâiloğullarından iki kişiydi. Çünkü kıssanın sonunda buna dâir bir karine vardır. Ancak bu, gerçeklere uygun bir tevcih değildir. Allahü teâlâ, Âdem'e (aleyhisselâm), Kaabil ile Hâbil'in her bilini diğerinin ikizi ile evlendirmesini vahyettı. Kaabil'ın ikizi olan Iklima, daha güzeldi. Bundan dolayı Kaabil, ikizini kardeşi Hâbil'den kıskandı ve ona kin bağladı ve bunun Allahü teâlâ katından bir emir değil de Âdem'in (aleyhisselâm) isteği olduğunu sandı. Âdem (aleyhisselâm) de, iki oğluna: "- Allah'a birer kurban sunun; kimin kurbanı kabul edlirse Iklima ile o evlensin!" dedi. Onlar da öyle yaptılar. Bir ateş inip Hâbil'in kurbanını yedi; Kaabil'ın kurbanına dokunmadı. Kaabil'in kıskançlığı ve öfkesi daha da arttı ve o cinayeti işledi. Bu hikâye, eski kutsal Kitablarda da zikredilen ibretti bir gerçektir. Kurban, Allahü teâlâ'ya yaklaşma (takarrüb) vesilesi olarak edâ edilen bir ibâdet (nüsük) veya sadakadır. Rivâyet olunduğuna göre, Hâbil, hayvancılık yapardı ve semiz bir deve kurban etmişti. Gökten inen ateş onu yedi. Kaabil ise, ziraat yapardı ve yanındaki en kötü buğdayı kurban etmişti. Ateş ona hiç dokunmadı. B- "(Kurbanı kabul edilmeyen): "- Seni mutlaka öldüreceğim!" dedi (Kale leaktülennek). Kardeşi de: "- Allah, sadece müttakıî (takva sahibi) olanlardan kabul eder." dedi." Bu cümle, istinaf olup kelâmın siyakından anlaşılan şu mukadder, "- Pekiyi, kurbanı kabul edilmeyen ne yaptı?" sualine cevabtır. O, kardeşinin, Allahü teâlâ katında kendisinden üstün olduğunu anlayınca, öfke ve kıskançlığı daha da artarak ona: "- Seni mutlaka öldüreceğim (leaktülennek)!" dedi. Kurbanı kabul edilen kardeş de, kendisine olan hasedin sebebini bildiğinden: "- Allah sadece müttakıî (takva sâhibi)olanlardan kabul eder (İnnema yetekabbelüdlâhü mine'l-müttakıîn)", müttakıî olmayandan kabul etmez. Kabul ve adem-i kabul bizdeki takva ve takvasızlıktan dolayıdır. Senin başına gelen, kendi nefsindendır; benden değildir. O halde beni ne diye öldüreceksin? "cevabını verdi. Ancak Hâbil, Kaabil'ı daha fazla kızdırmamak, onu takvaya yöneltmek ve kötü niyetinden vazgeçirtmek için, bunları sarahaten değil, fakat tariz yoluyla söyledi. |
﴾ 27 ﴿