28

"Andolsun ki sen, beni öldürmek için bana elini uzatırsan ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Ben gerçekten âlemlerin Rabb'ı Allah'tan korkarım."

Bu cümle de, makablinin anlamını tekid eder. Bu şart cümlesinin başındaki yemin (Lâm-ı kasem), el uzatmanın sorumluluğun ve zararın el uzatana ait olduğunu önceden bildirir. İfade edilmek istenen şudur:

"- Vallahi, tehdid ettiğin gibi beni katle teşebbüs edersen, ben sana misliyle karşılık verecek değilim. Çünkü ben gerçekten Allah'tan korkarım."

Hâbil'in,

"- Ben gerçekten Allah'tan korkarım / İnnî ehafü-llâhe" sözü, Kaabil'i, en anlamlı ve kuvvetti şekilde Allahü teâlâ'nın korkusuna irşaddır. Bu kelâmın takdiri şöyledir:

"- Senin bana olan düşmanlığını önlemek (kendimi savunmak) için de olsa, sana el uzatırsam, Allahü teâlâ'nın bana azab etmesinden korkarım. O halde senin hâlin ne olacak?"

Allahü teâlâ'nın âlemlerin Rabb'ı olarak vasıflandırılmas ı, korkma ve sakınmayı tekid içindir.

Rivâyete göre, Hâbil, Kaabıl'den daha kuvvetli (akva) idi. Böyle iken, Allahü teâlâ korkusundan dolayı onu öldürmekten çekinip teslimiyet gösterdi. Çünkü o zaman nefsi müdafaa için öldürmek mubah değildi.

Diğer bir görüşe göre, Hâbil, en erdemli tavrı tercih etmiştir. Nitekim

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın maktul kulu ol da, kaatil kulu olma / Kün a'bde-llâhü'l-mak-tûlü velâ tekün a'bde-llâhü'l-kaatil!"

Ancak Hâbil'in, Allahü teâlâ korkusunu gerekçe göstermesi, bu görüşün sıhhatine engeldir. Meğerki fazla nezahat için evlâ olanın terki günah sayılsın.

28 ﴿