36

"Yeryüzünde ne varsa hepsi ve onun bir katı o inkâr edenlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azab vardır."

Bu ibtidaî kelâm, kıyamet gününde kâfirlerin mükâfata nailiyet şöyle dursun nelere tevessül ederlerse etsinler azab tan kurtulmalarının imkânsız olduğunu belirtmek suretiyle, zaman geçirmeden, emirlere uymanın gerekliliğini tekid ve mü'minleri, Allah'a yaklaşmak için vesiyleler ihdasına koşmaya teşvik eder.

Bu ifade "kâfirlerin her biri için dünyadaki, her şey ve onun bir katı daha olsa" demektir; yoksa "kâfirlerin toplamı için bunlar olsa" demek değildir.

Yeryüzündekinden maksad, dünyanın bütün malları, erzakları ve bütün menfaatleri demektir.

Bu ilâhî kelâmdan murad, inkâr ve küfredenler için azabın kaçınılmaz ve her hangi bir yolla bu azab tan kurtulmanın imkânsız olduğunu temsilî bir ifade belirtmektır.

Rivâyet olunduğuna göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde kâfire denecek ki (Yukaalü kl-kâfiri):

- Dünya dolusu altın senin olsa, azabtan kurtulmak için fidye olarak verir miydin (Ereeyte lev kâne leke mil'ü'l-ardıl zeheben ekünte teftedî bih)?"

O da diyecek ki (Feyekuulü):

"- Evet (nea'm)."

Bunun üzerine kendisine şöyle denecek:

"- Ama senden çok daha kolay bir şey, yani şahadet kelimesi istenmişti (Kad süilet eysera min zâlike vehüve kelimetü'ş-şehadeh)."

Son cümle, onların fidyelerinin kabul edilmeyeceği gerçeğini ziyadesiyle sarih açıklar ve kıyametin ne kadar korkunç ve çetin olduğunu ortaya koyar.

36 ﴿