42

"Onlar yalan dinler ve haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet ister; onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaleti ayakta tutanları sever."

A- "Onlar yalan dinler ve haram yerler."

Onların durmadan yalan dinledikleri bundan önceki âyette geçtiği halde burada tekrar edilmesi makablini tekid ve mâba'dine hazırlık içindir.

Onların hep haram yemeleri de başka bir vasıfları olup zemm yoluyle belirtilmiştir yahut bundan önce zikredilen yalan, rüşvet verenlerin rüşvet yiyenlere yaptırdıklarını açıklama amacına matuftur.

Suht, aslında, helâl olmayan her şeydir.

Diğer bir görüşe göre ise suht, mutlak haramdır ve kökünü kazımaktan gelir. Harama suht denmesi, bereketsiz olmasındandır.

Burada suhttan murad,

ya Tevrat âyetleri üzerinde tahrifat yapanların bu tahrifatları ve diğer bâtıl işleri karşılığında aldıkları rüşvetlerdir- ki meşhur olan da budur-,

ya da fakir Yahudilerin Yahudi olarak kalmaları karşılığı zenginlerden aldıkları mallardır,

veya bunların da öncekide dahil olduğu mutlak haram mallardır. Rivâyete göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"- Haram malın oluşturduğu her et (lahm-vücut), daha çok cehennem ateşine yaraşır (Küllü lahmin enbetehu's-suhtufe'n-nâru evlâ bihi)."

B- "Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet; ister onlardan yüz çevir."

"- Ey Rasûlüm Muhammed! Durum böyle olduğuna göre, eğer aralarındaki ihtilafların halli için senin hakemliğine müracaat ederlerse, artık onların söyleyeceklerine aldırmadan ve onlardan çekinmeden ya aralarında hükmet, ya da yüz çevir."

Gördüğün gibi bu ilâhî emir, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) i bu iki şık arasında muhayyer bırakır.

Bir kavle göre bu muhayyerlik, özel bir meseleye, daha önce zikredilen evlilerin zinasına ilişkindir.

Diğer bir kavle göre ise, bu muhayyerlik bir Yahudînin katlinden dolayı Benî Kureyza ile Benî Nadîr Yahudileri arasındaki davaya ilişkindir. Şöyle ki:

Bu ıkı Yahudi kabilesi, Resûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem) hakem seçip ona geldiler.

Benî Kureyza temsilcileri davayı anlatırken dediler ki:

"- Benî Nadîr, bizim kardeşlerimizdir; babamız birdir; dinimiz birdir. Onlar bizden bir adam öldürdükleri zaman kısasa razı olmazlar ve bize diyet olarak yetmiş vesak kuru hurma verirler.17

17 Bir vesak 60 sa', bir sa' da yaklaşık 3.340 kg. dır.

Ama biz onlardan bir adam öldürdüğümüz zaman onlar:

hem faili öldürüyorlar;

hem bizden bize verdiklerinin iki katı yüz kırk vesak kuru hurma alıyorlar;

maktul kadın ise ona karşılık bizden erkek,

maktul erkek ise ona karşılık bizden iki erkek,

maktul köle ise ona karşılık bizden hür bir adam öldürüyorlar. Artık sen bizim aramızda hükmet."

Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) her iki taraf için de eşit diyete hükmetti.

Başka bir görüşe göre ise, Peygamberimizde verilen bu muhayyer emir, belli bir meseleye mahsus olmayıp bütün hükümler içindir.

Bu görüşü savunanlar da, kendi aralarında görüş ayrılığına düşmüşlerdir:

Bazılarına göre, bu muhayyerlik sabit (gayr-ı mensûh) bir hükümdür.

Bu görüş, Tabiînden Atâ, İbrâhîm el-Nahaî, Şa'bî, Katâde, Ebubekir el-Asam, Ebû Müslim'den rivâyet edilmiştir.

Bazılarına göre ise bu hüküm mensûhtur (kaldırılmıştır).

Bu da, Sahabî İbn Abbâs ve Tâbiînden Hasen el-Basri, Mücâhid ve İkrime'nin görüşüdür.

İbn Abbâs (radıyallahü anh) diyor ki:

"- Mâide suresinden yalnız iki âyet nesholunmuştur:

Birincisi, "Ey iman edenler! Allah'ın şeâiri (alâmet ve nişanelerine ...... saygısızlık etmeyin. " (Mâide 5/2) âyetidir. Bu âyet,

"Haram aylar çıktığı zaman müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün." (Tevbe 9/5) âyetiyle nesholunmuştur.

İkincisi de, "Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir." (Mâide 5/42) âyetidir.

Bu da, "Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet." (Mâide 5/49) âyetiyle nesholunmuştur."

Hanefî mezhebinin önde gelen âlimleri de, İbn Abbâs'tan rivâyet olunan bu görüşü benimsemişlerdir.

C- "Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Şüphesiz Allah adaleti ayakta tutanları sever."

Bundan önce Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) iki seçenek arasında muhayyer bırakılmıştı. Şimdi burada da o iki seçenek beyan edilmektedir.

Önce yüz çevirme seçeneğinin zikredilmesi, zararlı olabileceği düşünülen bir hâlin zararlı olmadığını beyanda acele edildiği içindir.

Bunun zararlı olabileceği akla gelebıliyordu; çünkü onlar en kolay ve ehven hüküm için Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)in hakemliğine başvuruyorlardı,

Bu durum karşısında Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) in, onlardan yüz çevirip aralarında hüküm vermekten imtina etmesi, onların zoruna gitmesi ve bu yüzden Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) e olan düşmanlıklarının ve zarar verme çabalarının daha hızlanabileceği akla gele bitirdi. İşte bundan dolayıdır ki. Allahü teâlâ, "Felen yadzurrûke şey'â / Onlar sana hiçbir zarar veremezler" sözü ile Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) e teminat verdi. Yani,

"- Davalarına bakmadığın takdirde onlar sana asla zarar veremezler. Allahü teâlâ, seni insanlardan koruyacaktır. Ama eğer onlar arasında hükmedeceksen, recme hükmettiğin gibi yine emrolunduğun adaletle hükmet. Çünkü şüphesiz Allah (celle celâlühü) âdil olanları sever ve bunun zorunlu bir sonucu olarak da Allahü teâlâ, âdil olanları her kötülükten ve tehlikeden korur."

42 ﴿