45

"Tevrat'ta onlar hakkında şöyle yazdık:

Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Ve yaralar için kısas. Artık kim onu bağışlarsa, kendisi için keffaret olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir."

A- "Tevrat'ta onlar hakkında şöyle yazdık:

Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Ve yaralar için kısas."

"Ve ketebna a'leyhim / onlar hakkında yazdık" cümlesi, bundan önceki âyette zikredilen "Innâ enzelna't-tevrâte / Tevrat'ı Biz indirdik" cümlesine atıftır. Yani Tevrat'ta Yahudiler için şöyle yazdık, demektir.

Bir kırâete göre de "Ve ketebna a'leyhim -- onlar hakkında yazdık" cümlesi yerine "Ve enzele-llâhü a'lâ benî isrâîle / Allah, Isrâiloğullarına indirdi." cümlesi okunur.

Haksız olarak (biğayr-i hakkın) öldürülen cana karşı can, kör edilen göze karşı göz, kesilen buruna karşı burun, kesilen kulağa karşı kulak ve kırılan dişe karşı diş müeyyidesi uygulanır. Yaralarda da muadelet olduğu takdirde kısas söz konusudur.

Rivâyet olunduğuna göre İbn Abbâs (radıyallahü anh) diyor ki:

"Isrâiloğulları, öldürülen kadın için katil erkeği öldürmüyorlardı. Bu âyet bu sebeble nazil olmuştu."

B- "Artık kim onu bağışlarsa, kendisi için keffaret olur."

Hak sahiblerinden kim kısası affederse Allahü teâlâ onu günahları için keffaret sayar. I'asadduk kelimesinin kullanılması, ziyadesiyle teşvik içindir.

Diğer bir görüşe göre ise bu, cani için kefarettir; hak sahibi hakkından vazgeçtiği zaman ceza saakıt olur.

Bir kıraeete göre "fehüve keffaretün leh" cümlesi "fehüve keffaretühu leh" şeklinde okunmuştur. Bunun anlamı şudur:

Kısası bağışlayanın, bağışlamakla kazandığı kefaret hakkı kendisine aittir; ondan hiçbir şey eksiltikmez.

Bu kırâete göre bu ifade, yapılan işi tazım etmektir. Nitekim:

" Onun ecri Allah'a aittir." (Şûra 42/40) âyeti de bu kabildendir.

C- "Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir."

Öldürülen kadın için erkek hakkında kısas uvguiamavan Yahudiler de dahil olmak üzere, her kim, Allahü teâlâ'nın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar, Allahü teâlâ'nın hududunu aşan eşyanın yerim değiştiren zâtimlerdir.

Bu cümle, zikredilen hükümlerle ameî etmenin zorunlu olduğunu açıklayan bir zeyl mahiyetindedir.

45 ﴿