47

"İncil ehli de Allah'ın, onda indirdiği ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kasıkların ta kendileridir."

A- "İncil ehli de Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler."

Bu emir doğrudan doğruya Hıristiyanlar içindir. Hıristiyanların

Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) risalet ve nübüvvetine dair deliller,

onun şeriatının geçerli kıldığı hükümler de dahil olmak üzere İncil'in bütün muhtevası ile hüküm ve amel etmeleri gerekir.

İncil'in nesholunmuş hükümleriyle amel ve hükmetmek, Allahü teâlâ'nın indirdikleri ile hükmetmek değil aksine onları ibtal ve tatil etmektir. Çünkü İncil'in bizzat kendisi, o hükümlerin neshine ve onlarla amel etmenin sona erdiğine şahidciir. Çünkü İncil, onu nesheden şerîatin sıhhatine şahadet eder. Nitekim:

" (Resûlüm) de ki:

-Ey Kitab Ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni ikame etmedikçe (hakkıyle uygulamadıkça) hak üzerinde değilsiniz." (Mâide 5/68) âyeti bu gerçeği ifade eder.

Bir görüşe göre ise, bu kelâm, Hıristiyanlara verilmiş olan emrin hikâyesi olup bir fıihn takdiri ve bundan önceki âyette geçen "Ve âteynâhü'l-incîle / ona İncil'i verdik" cümlesine atıftır. Yani,

"Meryem oğlu İsa'ya İncil'i verdik ve dedik ki; İncil ehli, Allahü teâlâ'nın onda indirdiği hükümlerle hükmetsinler."

"Yel- yahküm / hükmetsinler" fiili, bir kırâete göre muzari'fgenis zaman) kipi ve ta'lîitillet ifede eden) lâmı ile "lı-yahküme" şekünde de okunmuştur. Yani,

"O'na (Meryem oğlu İsâ'ya) İncili verdik ve İncil ehline, Allah'ın onun içinde indirdiği hükümlerle hükmetmelerini emrettik (Ve âteynâhü'l-incîle ve emerna bienne yahküme ehlü'l-incîli illi..)."

Bu kırâete göre, hidayet ve öğüt kelimeleri üzerine de bir atıf olduğu düşünülebilir. Yanı,

hem hidayet ve öğüt için,

hem de İncil ehlinin, Allah'ın (celle celâlühü) indirdiği hükümlerle hükmetmeleri için İncil'i Meryem oğlu İsâ'ya verdik.

B- "Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir."

Kim, Allahü teâlâ'nın indirdiği hükümleri tahkir ve inkâr ile onlarla hükmetmekten kaçınırsa, işte onlar, imandan çıkanların ta kendileridir.

Bu cümle, geçen cümlenin içeriğini açıklayan ve emre uymanın zorunlu olduğunu vurgulayan bir zeyl mahiyetindedir.

Bu kelâm, şuna delâlet eder:

İncil, az veya çok, bazı hükümleri içermekteydi;

İsa'nın müstakil bir şeriati vardı ve o hükümlerle amel etmeye memurdu;

yalnız Tevrat hükümlerini uygulamaya memur değildi.

"Yel- yahküm ehlü'l-incîli bımâ enzele-llâhü lıiıı / İncil ehli de, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler" cümlesini, yalnız Tevrat hükümleri ile amel etme zorunluğu şeklinde anlamak zahire muhalif olur.

47 ﴿