76

"(Resûlüm) de ki:

"- Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar ne bir yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Allah, hakkıyla işiten (e's - Semî'), hakkıyla bilen (A'lîm)dir."

A- "(Resûlüm) de ki (kul):

"- Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar ne bir yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyosunuz."

Burada Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) e onları ilzam ve iskât etmesi emrediliyor.

Bir zarar ve fayda vermeye mâlik olamayandan maksat, İsâ (aleyhisselâm) dır. İsa'yı (aleyhisselâm) ifade için akıllı canlılar için kullanılan "men" harfi değil de, eşya için kullanılan "mâ" harfinin tercih edilmesi onun tanrılık vasfından tamamen uzak oluğunu daha baştan tesbit etmek içindir. Bu harfin kullanilmasiyle, İsa'nın (aleyhisselâm), hiçbir şeye muktedir olmayan eşya sınıfına dahil olduğu beyan edilmiş oluyor.

İsâ Allahü teâlâ'nın bahşettiği kudretle bir zarar ve fayda vermeye muktedir ise de, kendi zatından hiçbir şeye muktedir değildir. Ve İsâ (aleyhisselâm), Allahü teâlâ'nın bela ve musibetlerle verdiği zararı ve sağlıkla verdiği faydayı da asla veremez.

Zarar, faydadan önce zikredilmiştir, çünkü zarardan sakınmak, fayda aramaktan daha önemlidir.3 Bir de, tesir derecelerinin asgarisi, şerrin def'idir. Hayrın celbi ise, ondan sonra gelir.

B- "Allah hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir."

Bu cümle,

yukarıda zikredilen redd ve kınama için tekid ilzam ve iskât için açıklama mahiyetindedir.

Yani siz, Allahü teâlâ'ya, size zarar ve fayda vermeye muktedir olmayan bir varlığı mı ortak koşuyosunuz?

Oysa bütün mesmûatı (isitilenleri), malûmatı ve ezcümle sizin bâtıl sözlerinizi, yanlış inançlarınızı ve kötü amellerinizi ihata etmek;

sizin dünyevî ve uhrevî zararlarınızın ve faydalarınızın da dahil olduğu her şeye yegâne üstün kudretle muktedir olmak Allahü teâlâ'ya mahsustur.

76 ﴿