104

"Onlara:

"- Allah'ın indirmiş olduğu Kur’ân'a ve Resule gelin!" dendiğinde onlar:

"- Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler.

Ya ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?"

A- "Onlara:

"- Allah'ın indir'miş olduğu Kur’ân'a ve Resule gelin !" dendiğinde onlar:

"- Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler."

Onların "ekseriyetleri / çoğunluğu " diye ifade edilen avam tabakasına hidayet ve irşad için:

"- Allahü teâlâ'nın indirdiği, helâl ve haramı açıklayan Kitab'a (Kur’ân'a) ve onun indirildiği Resûl'e gelin ki, gerçeğe vakıf olasınız ve haramı helâlden ayird edesiniz" denildiği zaman, onlar:

"- Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter!" derler.

Bu kelâm, kâfirlerin,

kendilerini hakka hidayet edene karşı gösterdikleri inat ve isyanı;

kendilerini dalâlete çağırana karşı ise gösterdikleri itaati ortaya koyar.

B- "Ya ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yolu da bulamamış idiyseler ?"

Babaları cahil ve sapmış olsalar da mı, onları üzerinde buldukları din kendilerine yeter?

Yahut babaları dinden hiçbir şey anlamıyor ve bu konuda hiçbir şeye akıl er dır emiyor iseler de mi?

Yahut her hal ü kârda, babaları üzerinde buldukları şey kendilerine yeter mi?

Bu ifadenin kullanılması inkâr ve tacîb mânâsını ziyadesiyle belirtmek içindir. Zira bu ifade ile, şu hakikat beyan edilmiş olur:

O kâfirlerin söyledikleri, babalarının cahil ve sapmış olmaları, uzak bir ihtimal bile olsa, yine de inkâr ve tacîbi mucibdir. Şu halde babalarının böyle olması, evleviyetle bu sonucu doğurur.

104 ﴿