108

"Bu hüküm, şahadeti gereğince yerine getirmelerine yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin varislere çevrilmesinden korkmalarına daha uygundur. Allah'tan sakının ve dinleyin. Allah, fâsık (yoldan çıkmış)lar topluluğuna hidayet etmez."

A- "Bu hüküm, şahadeti gereğince yerine getirmelerine yahut yeminlerinden sonra yeminlerin varislere çevrilmesinden korkmalarına daha uygundur."

Bu istinafı kelâm, zikredilen hükmün, faydaları mucib, hikmet ve maslahat gereği olduğunu beyan eder. Yani tafsilatı geçen hüküm, şahadeti, uhrevî azabtan korkarak tahrif ve hıyanet yapmadan üstlendikleri veçhile yerine getirmelerine daha uygundur.

Gördüğün gibi, zikredilen o ağırlaştırılmış yeminin şer'î hikmeti işte budur.

Yeminin varislere çevrilmesinin şer'î hikmetini beyan eden cümle, makamdan anlaşılan mukadder (var sayılan) bir cümle üzerine atıftır.

Yani tafsilatı geçen hüküm,

şâhidlerin, yalan yere yemin sebebiyle âhiret azabından korkarak şahadeti gereğince yerine getirmelerine daha uygundur;

yahut şâhidlerin huzurunda yeminlerinin ibtal edilerek varislerin yeminlerine göre uygulama yapılması ve bu suretle rezil- rüsvay olmaktan korkarak hiyanetten sakınmalarına daha uygundur.

Artık bu iki korkudan hangisi gerçekleşmiş olursa olsun. Burada amaç, şahadeti gereğince yerine getirmektir.

Diğer bir görüşe göre, bu cümle, şahadeti gereğince yerine getirmek cümlesi üzerine atıftır. Yani tafsilatı geçen hüküm,

şahadeti gereğince yerine getirmeye,

yahut yeminin varislere çevrilmesiyle rezil- rüsvay olmaktan korkarak, şahadetleri mucebince yemin etmemelerine,

ve nihayet yeminden kaçınmakla yalanlarının ortaya çıkmasına daha uygundur.

Bu âyeti:

"Tafsilatı geçen hüküm, iki şeyden birine daha uygun dur. Bunların ikisinden hangisi olsa, maslahat onda olur:

Biri, şahadeti doğru olarak yerine getirmek,

Diğeri de, yalan şahadetten kaçınmaktır" şeklinde tefsir etmek bu makama uygun değildir.

Çünkü bu görüşün, hadise ile hiç bağlantısı yoktur. Bu meselede zorunlu olarak şâhid, cevaba mecburdur. Binaenaleyh yalan şahadetten kaçınmak, kesin olarak doğru şahadeti gerektirir.

Bu görüşe göre, "ikisinden hangisi gerçekleşse, maslahat ondadır" diyebileceğimiz iki şey yoktur ki, ikisinin arasına "ev — yahut" kelimesi girebilsin. Bu, ancak hiyanetle itham edilmeyen şâhidler hakkında olabilir.

B- "Allah'tan sakının ve dinleyin. Allah, fâsık (yoldan çıkmış)lar topluluğuna hidayet etmez."

Allahü teâlâ'nın hükümlerine ve ezcümle bu hükme muhalefet etmekten sakının ve her ne olursa olsun, size verilen emirleri itaat ve kabul ile dinleyin.

Eğer siz sakınmazsanız ve dinlemezseniz, itaatten çıkmış bir topluluk olursunuz ve Allahü teâlâ, itaatten çıkmış topluluğu cennet yoluna, yahut kendileri için faydalı olan yola eriştirmez.

"- Ben onlara ancak Senin bana emrettiklerini söyledim:

"- Benim ve sizin Rabb iniz olan Allah'a kulluk (ibadet) edin."

Ben içlerinde bulunduğum sürece onlara şâhid oldum. Vaktaki Sen beni vefat ettirdin (ondan sonra ) onlara Sen murakıb (denetleyici) oldun. Sen her şeyi hakkıyla gören (müşahede eden)sin."

108 ﴿